Okuyucularımızdan gelen sorular çoklukla hint astrolojisiyle gün batısı astrolojisi arasındaki farklar dair yoğunlaşıyor. iki yıldız falcılığı arasındaki en omurga üstelik iki sistemin değişik burçlar kuşağıyla çalışmasıdır.
İnsanların Dünya’dan gökyüzüne bakıp Dünya’nın bulunduğu noktayı kaynak alarak, Güneş, kamer ve planetlerin bağıntılı olarak Dünya’nın etrafında, hayali bir burçlar kuşağında dönmesinin oluşturduğu riyazi ilişkileri incelemelerine astroloji denir. talih haritası ise burçlar kuşağında dönen planetlerin ve burçların dünyaya olan izdüşümlerinden oluşan ve bize yorum yapmada asistan olan bir tablodur. Burçlar kuşağına ise zodyak süfli verilir.
İşte hint astrolojisi gökyüzüne baktığımızda planetlerin burçlar kuşağında bulunduğu başlıca yerleri yorumun temeli kabul eder. Yani bir bakıma doğru zodyağı ana alır. Buna astroloji terminolojisinde sideral burçlar kuşağı denir.
Batı astrolojisine bakarak matrut bir talih haritasındaki planetlerin yerleri ise, gök bilimsel açıdan gökyüzünü incelediğimizde gezegenlerin gerçekte oldukları yerler değildir. gün batısı astrolojisi tropikal burçlar kuşağı dediğimiz burçlar kuşağını kullanır, yani buna göre ilkbaharın başlangıcı kabul edilen 21 Mart günü Güneşin 0° dereceyle koç burcuna girdiği varsayılır, amma gerçekte o tarihte gün zaman için kestirmece 6° ile balık burcundadır.
Kısaca dü yıldız falcılığı sisteminde günümüzde takribî 24° lik bir başkalık vardır. M.S. 285 yılında güneş 21 Martta fiilen bulunmayan dereceyle koç burcuna girmiş, bu yüzden sideral zodyağı kullanan hint astrolojisi ile günümüzde batı astrolojisi adıyla mezkûr tropikal burçlar kuşağı kullanan o zamanki sistemler arasında çakışma oluşmuş, lakin her 72 yılda bir oluşan 1° lik bir sapma sonucu günümüzde birbirinden gani farklı dü model meydana gelmiştir. iki zodyak arasındaki bu had farkına ayanamş (ayanamsa) denir.
Hint astrolojisiyle haritasını peyda etmek isteyen okuyucularımız sanırım yeteri derece ipucunu bu yazıyla elde ettiler. garp astrolojisine göre çizilen talih haritalarındaki yükselen burcumuzun derecesi bile dahil sarhoş olmak amacıyla planet derecelerinden doğduğumuz anın ayanamş değerini çıkartırsak, hint astrolojisine bakılırsa talih haritamizi da çıkarmış oluruz. Doğduğumuz anın ayanamş değeri efemerislerden (ephemerides) bulunabilir.
Bizim buradaki amacımız hint astrolojisinden yana yön varsaymak evet da mağrip astrolojisini falsolu afişlemek değildir. yalnızca yıldız falcılığı dair istikşaf gerçekleştirmek talip okuyucularımızı haberdar etmek istiyoruz. batı astrolojisiyle belirli bir referansdan yola çıkarak yani belli bir burçlar kuşağı sistemini baz onaylama ederek mebzul kıymetli yorumlara ulaşılabildiğini bile biliyoruz .
13 Ekim 2013 Pazar
Hint Astrolojisine Giriş?
Hint Astrolojisi ülkemizde henüz aşkın duyulmamış bir astroloji türü. fakat yorumlardaki keskinliği, hak payının şiddetli oluşu, yalınç yapısına karşın en nazikçe detaylara derece inebilmesi üzere nedenlerle son yıllarda gün batısı ülkelerinde popüleritesini zamanla artırmakta.
Hint Astrolojisi Jyotiş (Jyotish) ve Vedik (Vedic) astroloji olarak da anılmaktadır. Jyotiş sanskrit ziya anlamına gelmekte, yani planetlere göre hayatımızı ve geleceğimizi aydınlatabileceğimiz anlamında düşünebiliriz. türkçe de jyotiş kelimesindeki " j" harfi "c" olarak okunmalıdır.
Vedik yıldız falcılığı terimi ise, Hint Astrolojisinin Hindistan'da var olan "veda"lara ilgili bir dalı olduğu için kullanılmaktadır. Vedalar yaklaşık M. Ö. 2000 yıllarında ortaya fırlak hayatın çizgi bilgisini içeren yazıtlardır. Bu bap hayli koskocaman ve çivi başına bir istikşaf kolokyum olduğu için, yazılarımızda bu konuya girmemeyi ve Hint Astrolojisi terimini kullanmayı yeğleme ediyoruz.
Günümüzde astrolojinin çoğunlukla istatistiğe dayanan bir laf olduğu savunulmaktadır. ancak sayım bilimi astrolojinin yalnızca gelişmesine yardımcı olabilir ve günümüz astrologlarının araştırmaları kavil ekonomik olduğunda devreye girer. skolastik çağlarda yaşayan gökbilimcilerin planetlerin hareketlerini inceleyerek ve ölümlü davranışlarına bakarak sınırlı istatistiksel sonuçlar çıkartabilecekleri beliğ değildir. çünkü bu şekilde bir sonuca ulaşmaları için zaruri zamanları olamadığı gibi, bunun uygulamada başarılabileceğinin inandırıcılığı yoktur. Hint Astrolojisi müzelik Veda uygarlığı eskiden yaşayan Rişi adıyla anılan zihin düzeyi yüksek, planetlerle dünya ve insanlar arasındaki ilişkiyi bilinçleriyle kavrayan ve bunu insanlara aktaran zevat yardımıyla doğmuştur.
Hint Astrolojinin temelleri çarkıt çağlarda Hindistan'da yaşamış olan Parashara adındaki Rişi aracılığıyla ortaya atılmıştır. Parashara Hint Astrolojisinin esas kitabı olan Brihat Parashara Hora Shastra isimli kitabı yazmıştır. Bu yapıt Hint Astrolojisinin taban referans kitabı olarak ikrar edilmektedir ve Hint Astrolojisiyle ilgilenen herkesin okuması gerekir. ingilizce ve sanskrit baskıları günümüzde mevcuttur.
Hint Astrolojisinin taban bilgileri hintli astroloji panditleri aracılığıyla günümüze ulaştırılmıştır. Panditler Hindistan da Veda bilimini çağdan çocuk aktararak bilginin korunmasını sağlayıcı kişilere denir. Bunun yanı aralık bir iyi garplı ve hintli astrolog bu konunun gelişmesine muavin olmuşlardır.
Önümüzdeki haftalarda Hint Astrolojisini mağrip Astrolojisinden ayıran özellikler üzerine istop etmek istiyoruz.
Hint Astrolojisi Jyotiş (Jyotish) ve Vedik (Vedic) astroloji olarak da anılmaktadır. Jyotiş sanskrit ziya anlamına gelmekte, yani planetlere göre hayatımızı ve geleceğimizi aydınlatabileceğimiz anlamında düşünebiliriz. türkçe de jyotiş kelimesindeki " j" harfi "c" olarak okunmalıdır.
Vedik yıldız falcılığı terimi ise, Hint Astrolojisinin Hindistan'da var olan "veda"lara ilgili bir dalı olduğu için kullanılmaktadır. Vedalar yaklaşık M. Ö. 2000 yıllarında ortaya fırlak hayatın çizgi bilgisini içeren yazıtlardır. Bu bap hayli koskocaman ve çivi başına bir istikşaf kolokyum olduğu için, yazılarımızda bu konuya girmemeyi ve Hint Astrolojisi terimini kullanmayı yeğleme ediyoruz.
Günümüzde astrolojinin çoğunlukla istatistiğe dayanan bir laf olduğu savunulmaktadır. ancak sayım bilimi astrolojinin yalnızca gelişmesine yardımcı olabilir ve günümüz astrologlarının araştırmaları kavil ekonomik olduğunda devreye girer. skolastik çağlarda yaşayan gökbilimcilerin planetlerin hareketlerini inceleyerek ve ölümlü davranışlarına bakarak sınırlı istatistiksel sonuçlar çıkartabilecekleri beliğ değildir. çünkü bu şekilde bir sonuca ulaşmaları için zaruri zamanları olamadığı gibi, bunun uygulamada başarılabileceğinin inandırıcılığı yoktur. Hint Astrolojisi müzelik Veda uygarlığı eskiden yaşayan Rişi adıyla anılan zihin düzeyi yüksek, planetlerle dünya ve insanlar arasındaki ilişkiyi bilinçleriyle kavrayan ve bunu insanlara aktaran zevat yardımıyla doğmuştur.
Hint Astrolojinin temelleri çarkıt çağlarda Hindistan'da yaşamış olan Parashara adındaki Rişi aracılığıyla ortaya atılmıştır. Parashara Hint Astrolojisinin esas kitabı olan Brihat Parashara Hora Shastra isimli kitabı yazmıştır. Bu yapıt Hint Astrolojisinin taban referans kitabı olarak ikrar edilmektedir ve Hint Astrolojisiyle ilgilenen herkesin okuması gerekir. ingilizce ve sanskrit baskıları günümüzde mevcuttur.
Hint Astrolojisinin taban bilgileri hintli astroloji panditleri aracılığıyla günümüze ulaştırılmıştır. Panditler Hindistan da Veda bilimini çağdan çocuk aktararak bilginin korunmasını sağlayıcı kişilere denir. Bunun yanı aralık bir iyi garplı ve hintli astrolog bu konunun gelişmesine muavin olmuşlardır.
Önümüzdeki haftalarda Hint Astrolojisini mağrip Astrolojisinden ayıran özellikler üzerine istop etmek istiyoruz.
2014 Yılında Türkiye Analizi
Bu yıl güçlük etkiler ve birtakım olumlu gelişmeler özdeş anda bizi etkilemeye devam edecek. ana hayat devresi olarak çoban yıldızı devresini yaşamaya devam edeceğiz. venüs Türkiye’nin star haritasında üstünde aşkın tartışılması müstelzim bir gezegen. gezegen nitelikleri bakımından venüs en olumlu gezegen olarak onaylama edilse de, Türkiye’nin haritasında bazı sorunları da yanı sıra getirmekte. Venüs’ün aile yöneticiliği itibarıyla negatif etkileri ortaya çıkardığını söylememiz teltik olmayacaktır. çoban yıldızı Türkiye’nin talih haritasında onikinci evinde yöneticisi olması itibarıyla bu dönemde cürüm oranlarının artma göstermesi bile beliğ bir durum. çoban yıldızı benzeri zamanda eğitimi ve genç kuşakları da söz gelişi ediyor. gine bu dönemde çağa sayısında çoğalış beklenebilir. eğitim dediğimiz saat eğitimle alakadar konuların da bu devrede ruzuşeb gündeme gelmesi sıklıkla karşımıza çıkacaktır. Her ne kadar beşinci ev bark yaratıcılık, eğitim ve kıray kuşakları simgeleme ediyor dediysek de, venüs bu lüp temsilcisi olarak nispeten sorunlu. venüs bu evde üç farklı gezegenle birlikte. Bu gezegenler ayar sıralamasına göre Merkür, zühal ve Güneş.
Bu gezegenler kelimenin tam anlamıyla birbirlerini yiyorlar ve meydanda bir şey kalmıyor. utarit ve zühal birbirleriyle gezegenler savaşı yaşıyorlar. Burda uygulayım olarak merkür Saturn’ü yeniyor ve etkilerini düşürüyor gibi gözükse bile merkür her türlü etkiye berrak olmakla bilindiğinden olumsuz gezegenlerin beyninde aksi etkileri yansıtıyor. çoban yıldızı ise menfi olarak malum Saturn, gün ve bu durumda Merkür’le bu arada kendi etkilerini rağbet ettiği denli gösteremiyor. Uzun lafın kısası venüs fena madde düzenlemek talip bir seyyare amma bu arzuları evet sağlıksız kalıyor evet da ülkemizin hedefleri doğrulutusunda değerlendirilemiyor. çöp tenekesi rüfeka edinmiş dobra kalpli bir çocuğa benziyor Venüs. çok yavru sahibi oluyoruz yalnız çocuklarımızı meydanda bırakıyoruz. Eğitimle müteallik tartışmalar bitmiyor fakat cins sorunlarla değil hayali sorunlarla meşgulüz. Sanatsal yaratıcılık ise galiba başlamadan bitiyor.
Venüs’ün bir madun devresi yani antardasa olarak Rahu devresinin içinde bulunmaktayız. Bu devrenin bile biz sert âlâ gelmediğini söyleyebiliriz. Rahu psikolojimizi bozmakta. umulmayan kontrolsüz olaylar karşısında şaşkınlık içindeyiz. Hayatın ve jurnal koşturmaların zarfında kaybolmuş durumdayız. Başımızı kaldırıp ne oluyor bize, nerdeyiz, ne yapıyoruz demeye ne zamanımız ne bile halimiz var. Türkiye’nin esas haritasında Rahu kabilinden dışa mat bir gezegenin üçüncü evde olması bizi kontrolsüz kılıyor. Bu devrede trafikle ilgili madara haberlerin gelmemesini diliyorum. tatlıca olmayan kazalar bu dönemde moralimizi bozabilir. Rahu etkisi sürdükçe bu yönde önlemler bekleyivermek hayalperestlik olacaktır. matbuat ve eser da Rahu döneminden payını alacak gibi gözüküyor. Medyaya donuk sıkı denetim ve ağırlık Rahu alt devresi boyunca devam edecek. Bu devrede medya alanında şaşırtı olaylarla karşılaşabiliriz. birtakım basın kuruluşları kapıya kilit dokunmak zorunda kalırken, bazen iletişim ortamı kuruluşlarında ise mehabetli değişimler beklenebilir.Nitekim Rahu devresini bir süredir yaşanmakta olan ülkemiz bunun işaretlerini de görmeye başladı. Türkiye Rahu zir devresinden ( antardasa ) 12 Mayıs 2010 tarihinde ayrılacak. henüz sonra başlayacak Jupiter devresi ise daha değişik etkiler verebilir. yakında bu etkilere ayn atalım.
Jupiter de benzeri venüs kabil Türkiye’nin kuzey haritasında birbirine tazat etkileri üstlenmiş. Jupiter herşeyden ilkin altıncı evde yer almış. Altıncı ev bark genel sosyete sağlığını temaşa eder. ancak bu mekân için yapıcı gezegenlerin bu evde arz alması yararlı sayılmaz. Bu yüzden Jupiter alt devresi sağlık sorunlarını devresi boyunca kat plana çıkarabilir. sağlık bakanlığı ile ilişkin konular gündemi oyalama edecektir. Türk ordusuna müteveccih suçlamalar bu devrede azalabilir. Bu konuyla ilgili. aklıselim bilge olabilir. Jupiter bu alanda dengeyi sağlayacak ve detant getirecektir. gene bu dönem süresince Türkiye’deki ensiz gelirli kesimle ait sorunlar ele alınabilir. Halkın sorunları dair tartışmalar evet da hal önerileri karşı plana çıkabilir.
Yukarda bahsettiğim aklıselim sadece askeri konularla ait değil, ülkenin genel sorunlarında da kendisini gösterebilir. akarsu an ortamında bulunduğumuz gerginlikler bir nebze olsun azalabilir. ancak Jupiter’in antagonist evi yöneticisi olduğunu unutmamalıyız. Bu devrede yıldırı olaylarında çoğalış da beklenebilir. bölen terör kendisini ihya yönünde çalışmalarda bulunabilir. ancak benzeri anda terörü mezuniyet çalışmalarının da güçleneceği anlaşılıyor. Bunu Jupiter’ın deniz an yapmaya başladığı transitlerden anlıyoruz. Jupiter bir süredir Türkiye’nin şans haritasındaki dokuzuncu evden transit yapmaya başladı. Dokuzuncu beyit en şanslı beyit olup Türkiye’nin bu devrede sorunlarına çözüm bulma dair başarılı olacağını düşünmemiz hata olmayacaktır. Jupiter ast devresini yaşadığımıza nazaran Jupiter’in getireceği başka etkilere bile uyanıklık etmemiz gerekiyor. Jupiter Türkiye’nin şans haritasında onuncu evin de yöneticisi. 10 kânunusani 2013’e kadar sürecek olan bu zir devrede Türkiye’nin yatırımlarını artırması nutuk ekonomik olabilir. hususuyla sanayi alanında bazen gelişmeler beklenebilir. Onuncu hane iktidarı da söz gelişi etmekte. Jupiter’in bu neşeli değişiklere sağlam onay vermeyeceği anlaşılıyor. Bu yüzden bu yıl herhangi bir kanunlar ya da erk değişikliği hanek konuşu değil. er seçim tartışmalarının yoğunlaştığı bu günlerde olabilecek bir kanunlar de kuvvetsiz yani rastgele bir değişim yaratamayacak bir seçim kabil ancak.
Jupiter’in tüzel konuları da söz gelişi etmesi bakımından, bu dönemde hukuksal konular yine gündemdeki yerini koruyacak. fakat Jupiter’in transitleri bu konudaki sorunları çözer evet da en azından dengeye getirecek nitelikte. münhasıran yılın ilk yarısı bu bakımdan daha avantajlı. Jupiter’in yardımcı olma etkileri dünya politikada bize yâr kabil ve çevremizdeki komşu ilkelerin sorunlarında Türkiye devreye girer ve sorunların çözülmesinde apotr olabilir.
Jupiter’in bu sene dü enteresan transitini görmekteyiz. Jupiter'in 2 Mayıs 2010 tarihine denli dokuzuncu evden yapacağı transit sorunların çözümüne muin olması bakımından epey olumlu. Bu tarihler arası Türkiye’nin kendi hedeflerini belirlemesi açısından oldukça ilginç olabilir. Türkiye kendi kaderini yemek için sıkı tartışmalar içinde bulabilir kendisini. Bu tartışmaların diyanet eksenli olması da beklenebilir. Türkiye’nin dünyadaki yeri dair yeni tezler ortaya atılabilir. Jupiter’in 2 Mayıs’tan sonraki günlerde gerçekleştireceği transit etkilerini ise yukardaki paragraflarda belirtmiştim.
Bu yıl Jupiter’in transitleri yanında öteki gezegenler de önemli etkiler verecek. Bunlar süresince benim en kıymetiharbiye verdiklerimden birisi Ketu’nun yükselen burcumuz üzerinden yapacağı transit. Hint astrolojisinde Ketu Mars’a misal denir. Bu transit elan bir birçok sene sürecek. tekrar bu transitin insanlarımız üzerine bazı negatif etkilerinden bahsedebiliriz. daha çok gazeteleri açıp haberleri okuyamaz olduk. koca bir gerilim insanlarımızın üzerine çöreklenmiş gibi. Ketu’nun bu transiti bu etkileri maalesef körükleyebilir. genel siyasi alanda ve muhtıra hayatımızdaki kısır döngü huzursuz tartışmalar ve toplumun her kesimindeki huzursuz olaylar devam edebilir. Ketu geçmişimizdeki sonuçlanmamış kadersel konuları da oyun eder. Bu yüzden bu transit sonuçlanmamış önceki konuları karşımıza çıkarıp bizi keyifsiz edebilir.
Rahu her devir Ketu’nun transit yaptığı burcun tam karşısından transit yapar. Rahu bu seneyi Türkiye’nin yedinci evinden transit yaparak geçirecek. Bu transit Türkiye’nin hariç işlerinde trafik sağlayabilir. fakat Rahu gerginlikleri bile bu arada getireceği için, gine mücavir ülkelerle sıkışık ilişkiler olacağı kadar gerginlikler ve sorunlar da yaşanacaktır. Yılın ilk yarısında içine gireceğimiz Rahu antardasası bu transiti de daha güçlü hale getirecektir.
Diğer üstünde durmamız gereken transitlerden birisi ise Saturn’ün Türkiye’nin dördüncü evinden yapacağı transit. satürn muhafazakar bir gezegendir. Dördüncü soy ise hint astrolojisinde dâhil dünyayı temaşa eder. satürn bu transit sırasında muhafazakar değerleri güçlendirecektir. Bunu yalnızca dini anlamda almamak gerekir. O topluma ilgili tüm değerlerin ve milliyetçiliğin de önümüzdeki bir birçok sene içinde güçleneceğini düşünebiliriz. Ay’ın Türkiye’nin yükselen burcunda bucak alıyor olması Saturn’ün bu transit sırasında Ay’a nazaran bile dördüncü evden geçmesi anlamına gelecektir. Bu transit kısmi yalın satış transiti de sayılır. Yani sekendiz ruhumuza hoşumuza gitmeyen depresif eğilimler , yürek dünyamıza ezginlik verecektir. sekendiz sekizinci yani trampa evinin de yöneticisi olması itibarıyla Türkiye’nin önümüzdeki takribî dü sene süresince trampa ve kendini tecdit devresine gireceğinden gır edebiliriz. Bu süre psikoloji yönden sıkıntılı kabil amma toplumumuzun tekâmül sürecine girdiğini söyleyebiliriz.
Analizler açısından en düşkünlük edilen konuların başında tutum gelir. Bu alanda da enteresan etkilerin olduğundan bahsedebiliriz. İsterseniz Türkiye’nin baht haritasında servet evinde mevcut Mars’dan başlayalım. Aslına bakarsanız servet, bankacılık sektörleri, ülkemizin refahı bakımlarından enteresan bir transit olabilecek bir transit bu Mars’ın ikinci evden geçişi. Bunun sebebi ise Mars’ın onbirinci evin yani parti evinin yöneticisi olarak bu evden geçiyor olması. Ülkemizin hasılat kaynaklarının bu dönemde artması beklenebilir. İhracatta artış bu transitin sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bunun yanı esna sağlayacak arsıulusal anlaşmaların da bu transit sırasında imzalanması beklenebilir. ancak bu aşamada unututlmaması müstelzim bir ağırlık daha var. merih en aksi gezegenlerden birisidir ve tahripkâr güçleri de oyun eder. Bu sebeple Mars’ın onbirinci lüp yöneticisi olması bizi hayallere sürüklememeli. merih ikinci evde olumsuz etkiler verebilir. kuvvetli uzun müddet de bu evde aptal harekette bulunacak olan mars ekonomimize okkalı beis vermeden bu evden çıkıp gitmesini beklenti ediyoruz. iktisadi konularda önemli sıçramaların gerçekleşmesi mars transiti sırasında beklenmemeli. mars bu evde Mayıs ayının son haftasına kadar kalacak. Mart ortalarına derece ise sonuç hareketini sürdürerek yapabildiğinden daha bir küme mazarrat verecek. Bu sene ülkemizin yükselen burcundan geçecek olan Ketu’dan da bahsetmiştim. Ketu da lüks tıngır kazandırmayı sevmeyen bir gezegen olduğundan, bunu merih transitiyle bu arada düşünürsek bu senenin konuşu açıdan fena çil çil geçmeyeceğini söylememiz hata olmayacaktır.
Mars’ın yıkıcı gücünün bu sene ülkemiz için ne gibi sonuçlar doğurabileceğine bile bakabiliriz. merih aksi bir planet olmakla bu arada bazen evlerde erke ve güven vererek kişiye ya da ülkelere fayda sağlayabilir. Bunu Mars’ın 25 Mayıs 2010’dan sonra Türkiye’nin üçüncü evine girmesiyle henüz safi görebileceğiz. mars bu evde Türkiye’ye gözü kötü cesareti verecektir. Bu dönemde çizgi ötesi harekatla yıldırı örgütüne alın operasyonlar beklenebilir. Bu devir Mars’ın üçüncü evden çıkmasıyla sona eriyor. Tarihi ise 19 temmuz 2010.
Mars’ın henüz sonra yapacağı transit benim dayanıklı hoşuma gitmedi, bunun da sebebi Mars’ın Türkiye’nin muhteva dünyasını temaşa fail dördüncü evinden transit yapacak olması. Dördüncü evde takribî henüz 2 yıl kadar kalacak olan Saturn’ün yanına merih da eklenecek. Bu katı sevimli bir hatır sayılmaz. merih ve zühal bildiğiniz kadar hint astrolojisinin dü zararlı kabuıl edilen gezegeni ve aynı evden bu arada transit yaptıklarında o eve beis verebilirler. Dördüncü evi Türkiye’nin karın dünyası ve ongunluk düzeyi olarak alınabilir. Bu dü planet aşikâre bizim psikolojimizi bozabilir. İnsanlarımı depresyona sürükleyebilecek kimi olaylar bu devrede gerçekleşebilir. muhtelif terör saldırıları ya da umu etmediğimiz ciğer çatışmalara bu devrede tanık olabiliriz. mars bu evde 5 eylül 2010 tarihine derece kalacak. Bu senenin en müşkül etkisi bu transit olarak gözükmekte.
Daha ahir günlerde ise merih ağırcanlı yüzünü göstermeye devam edecek. Mars’ın altıncı yani hasım evinin yöneticisi olması ve kendi planet nitelikleri hem genel anlamda hem de Türkiye’nin haritası için astroloji diliyle tam bir muzır görevi görmekte. daha sonraki günlerde eğitim bilimi evine geçecek olan mars okullarla ve eğitim alanıyla alakadar sorunlarla bizi için karşıya getirebilir. eğitim sistemiyle ilişkin kimi gerginlikler yaşanabilir. Üniversitelerle, mualla öğrenim kurumlarıyla alakalı kimi sorunlar ortaya çıkabilir. merih bu evde ise 19 Ekim’e kadar transitini sürdürecek.
Bu gezegenler kelimenin tam anlamıyla birbirlerini yiyorlar ve meydanda bir şey kalmıyor. utarit ve zühal birbirleriyle gezegenler savaşı yaşıyorlar. Burda uygulayım olarak merkür Saturn’ü yeniyor ve etkilerini düşürüyor gibi gözükse bile merkür her türlü etkiye berrak olmakla bilindiğinden olumsuz gezegenlerin beyninde aksi etkileri yansıtıyor. çoban yıldızı ise menfi olarak malum Saturn, gün ve bu durumda Merkür’le bu arada kendi etkilerini rağbet ettiği denli gösteremiyor. Uzun lafın kısası venüs fena madde düzenlemek talip bir seyyare amma bu arzuları evet sağlıksız kalıyor evet da ülkemizin hedefleri doğrulutusunda değerlendirilemiyor. çöp tenekesi rüfeka edinmiş dobra kalpli bir çocuğa benziyor Venüs. çok yavru sahibi oluyoruz yalnız çocuklarımızı meydanda bırakıyoruz. Eğitimle müteallik tartışmalar bitmiyor fakat cins sorunlarla değil hayali sorunlarla meşgulüz. Sanatsal yaratıcılık ise galiba başlamadan bitiyor.
Venüs’ün bir madun devresi yani antardasa olarak Rahu devresinin içinde bulunmaktayız. Bu devrenin bile biz sert âlâ gelmediğini söyleyebiliriz. Rahu psikolojimizi bozmakta. umulmayan kontrolsüz olaylar karşısında şaşkınlık içindeyiz. Hayatın ve jurnal koşturmaların zarfında kaybolmuş durumdayız. Başımızı kaldırıp ne oluyor bize, nerdeyiz, ne yapıyoruz demeye ne zamanımız ne bile halimiz var. Türkiye’nin esas haritasında Rahu kabilinden dışa mat bir gezegenin üçüncü evde olması bizi kontrolsüz kılıyor. Bu devrede trafikle ilgili madara haberlerin gelmemesini diliyorum. tatlıca olmayan kazalar bu dönemde moralimizi bozabilir. Rahu etkisi sürdükçe bu yönde önlemler bekleyivermek hayalperestlik olacaktır. matbuat ve eser da Rahu döneminden payını alacak gibi gözüküyor. Medyaya donuk sıkı denetim ve ağırlık Rahu alt devresi boyunca devam edecek. Bu devrede medya alanında şaşırtı olaylarla karşılaşabiliriz. birtakım basın kuruluşları kapıya kilit dokunmak zorunda kalırken, bazen iletişim ortamı kuruluşlarında ise mehabetli değişimler beklenebilir.Nitekim Rahu devresini bir süredir yaşanmakta olan ülkemiz bunun işaretlerini de görmeye başladı. Türkiye Rahu zir devresinden ( antardasa ) 12 Mayıs 2010 tarihinde ayrılacak. henüz sonra başlayacak Jupiter devresi ise daha değişik etkiler verebilir. yakında bu etkilere ayn atalım.
Jupiter de benzeri venüs kabil Türkiye’nin kuzey haritasında birbirine tazat etkileri üstlenmiş. Jupiter herşeyden ilkin altıncı evde yer almış. Altıncı ev bark genel sosyete sağlığını temaşa eder. ancak bu mekân için yapıcı gezegenlerin bu evde arz alması yararlı sayılmaz. Bu yüzden Jupiter alt devresi sağlık sorunlarını devresi boyunca kat plana çıkarabilir. sağlık bakanlığı ile ilişkin konular gündemi oyalama edecektir. Türk ordusuna müteveccih suçlamalar bu devrede azalabilir. Bu konuyla ilgili. aklıselim bilge olabilir. Jupiter bu alanda dengeyi sağlayacak ve detant getirecektir. gene bu dönem süresince Türkiye’deki ensiz gelirli kesimle ait sorunlar ele alınabilir. Halkın sorunları dair tartışmalar evet da hal önerileri karşı plana çıkabilir.
Yukarda bahsettiğim aklıselim sadece askeri konularla ait değil, ülkenin genel sorunlarında da kendisini gösterebilir. akarsu an ortamında bulunduğumuz gerginlikler bir nebze olsun azalabilir. ancak Jupiter’in antagonist evi yöneticisi olduğunu unutmamalıyız. Bu devrede yıldırı olaylarında çoğalış da beklenebilir. bölen terör kendisini ihya yönünde çalışmalarda bulunabilir. ancak benzeri anda terörü mezuniyet çalışmalarının da güçleneceği anlaşılıyor. Bunu Jupiter’ın deniz an yapmaya başladığı transitlerden anlıyoruz. Jupiter bir süredir Türkiye’nin şans haritasındaki dokuzuncu evden transit yapmaya başladı. Dokuzuncu beyit en şanslı beyit olup Türkiye’nin bu devrede sorunlarına çözüm bulma dair başarılı olacağını düşünmemiz hata olmayacaktır. Jupiter ast devresini yaşadığımıza nazaran Jupiter’in getireceği başka etkilere bile uyanıklık etmemiz gerekiyor. Jupiter Türkiye’nin şans haritasında onuncu evin de yöneticisi. 10 kânunusani 2013’e kadar sürecek olan bu zir devrede Türkiye’nin yatırımlarını artırması nutuk ekonomik olabilir. hususuyla sanayi alanında bazen gelişmeler beklenebilir. Onuncu hane iktidarı da söz gelişi etmekte. Jupiter’in bu neşeli değişiklere sağlam onay vermeyeceği anlaşılıyor. Bu yüzden bu yıl herhangi bir kanunlar ya da erk değişikliği hanek konuşu değil. er seçim tartışmalarının yoğunlaştığı bu günlerde olabilecek bir kanunlar de kuvvetsiz yani rastgele bir değişim yaratamayacak bir seçim kabil ancak.
Jupiter’in tüzel konuları da söz gelişi etmesi bakımından, bu dönemde hukuksal konular yine gündemdeki yerini koruyacak. fakat Jupiter’in transitleri bu konudaki sorunları çözer evet da en azından dengeye getirecek nitelikte. münhasıran yılın ilk yarısı bu bakımdan daha avantajlı. Jupiter’in yardımcı olma etkileri dünya politikada bize yâr kabil ve çevremizdeki komşu ilkelerin sorunlarında Türkiye devreye girer ve sorunların çözülmesinde apotr olabilir.
Jupiter’in bu sene dü enteresan transitini görmekteyiz. Jupiter'in 2 Mayıs 2010 tarihine denli dokuzuncu evden yapacağı transit sorunların çözümüne muin olması bakımından epey olumlu. Bu tarihler arası Türkiye’nin kendi hedeflerini belirlemesi açısından oldukça ilginç olabilir. Türkiye kendi kaderini yemek için sıkı tartışmalar içinde bulabilir kendisini. Bu tartışmaların diyanet eksenli olması da beklenebilir. Türkiye’nin dünyadaki yeri dair yeni tezler ortaya atılabilir. Jupiter’in 2 Mayıs’tan sonraki günlerde gerçekleştireceği transit etkilerini ise yukardaki paragraflarda belirtmiştim.
Bu yıl Jupiter’in transitleri yanında öteki gezegenler de önemli etkiler verecek. Bunlar süresince benim en kıymetiharbiye verdiklerimden birisi Ketu’nun yükselen burcumuz üzerinden yapacağı transit. Hint astrolojisinde Ketu Mars’a misal denir. Bu transit elan bir birçok sene sürecek. tekrar bu transitin insanlarımız üzerine bazı negatif etkilerinden bahsedebiliriz. daha çok gazeteleri açıp haberleri okuyamaz olduk. koca bir gerilim insanlarımızın üzerine çöreklenmiş gibi. Ketu’nun bu transiti bu etkileri maalesef körükleyebilir. genel siyasi alanda ve muhtıra hayatımızdaki kısır döngü huzursuz tartışmalar ve toplumun her kesimindeki huzursuz olaylar devam edebilir. Ketu geçmişimizdeki sonuçlanmamış kadersel konuları da oyun eder. Bu yüzden bu transit sonuçlanmamış önceki konuları karşımıza çıkarıp bizi keyifsiz edebilir.
Rahu her devir Ketu’nun transit yaptığı burcun tam karşısından transit yapar. Rahu bu seneyi Türkiye’nin yedinci evinden transit yaparak geçirecek. Bu transit Türkiye’nin hariç işlerinde trafik sağlayabilir. fakat Rahu gerginlikleri bile bu arada getireceği için, gine mücavir ülkelerle sıkışık ilişkiler olacağı kadar gerginlikler ve sorunlar da yaşanacaktır. Yılın ilk yarısında içine gireceğimiz Rahu antardasası bu transiti de daha güçlü hale getirecektir.
Diğer üstünde durmamız gereken transitlerden birisi ise Saturn’ün Türkiye’nin dördüncü evinden yapacağı transit. satürn muhafazakar bir gezegendir. Dördüncü soy ise hint astrolojisinde dâhil dünyayı temaşa eder. satürn bu transit sırasında muhafazakar değerleri güçlendirecektir. Bunu yalnızca dini anlamda almamak gerekir. O topluma ilgili tüm değerlerin ve milliyetçiliğin de önümüzdeki bir birçok sene içinde güçleneceğini düşünebiliriz. Ay’ın Türkiye’nin yükselen burcunda bucak alıyor olması Saturn’ün bu transit sırasında Ay’a nazaran bile dördüncü evden geçmesi anlamına gelecektir. Bu transit kısmi yalın satış transiti de sayılır. Yani sekendiz ruhumuza hoşumuza gitmeyen depresif eğilimler , yürek dünyamıza ezginlik verecektir. sekendiz sekizinci yani trampa evinin de yöneticisi olması itibarıyla Türkiye’nin önümüzdeki takribî dü sene süresince trampa ve kendini tecdit devresine gireceğinden gır edebiliriz. Bu süre psikoloji yönden sıkıntılı kabil amma toplumumuzun tekâmül sürecine girdiğini söyleyebiliriz.
Analizler açısından en düşkünlük edilen konuların başında tutum gelir. Bu alanda da enteresan etkilerin olduğundan bahsedebiliriz. İsterseniz Türkiye’nin baht haritasında servet evinde mevcut Mars’dan başlayalım. Aslına bakarsanız servet, bankacılık sektörleri, ülkemizin refahı bakımlarından enteresan bir transit olabilecek bir transit bu Mars’ın ikinci evden geçişi. Bunun sebebi ise Mars’ın onbirinci evin yani parti evinin yöneticisi olarak bu evden geçiyor olması. Ülkemizin hasılat kaynaklarının bu dönemde artması beklenebilir. İhracatta artış bu transitin sonucu olarak ortaya çıkabilir. Bunun yanı esna sağlayacak arsıulusal anlaşmaların da bu transit sırasında imzalanması beklenebilir. ancak bu aşamada unututlmaması müstelzim bir ağırlık daha var. merih en aksi gezegenlerden birisidir ve tahripkâr güçleri de oyun eder. Bu sebeple Mars’ın onbirinci lüp yöneticisi olması bizi hayallere sürüklememeli. merih ikinci evde olumsuz etkiler verebilir. kuvvetli uzun müddet de bu evde aptal harekette bulunacak olan mars ekonomimize okkalı beis vermeden bu evden çıkıp gitmesini beklenti ediyoruz. iktisadi konularda önemli sıçramaların gerçekleşmesi mars transiti sırasında beklenmemeli. mars bu evde Mayıs ayının son haftasına kadar kalacak. Mart ortalarına derece ise sonuç hareketini sürdürerek yapabildiğinden daha bir küme mazarrat verecek. Bu sene ülkemizin yükselen burcundan geçecek olan Ketu’dan da bahsetmiştim. Ketu da lüks tıngır kazandırmayı sevmeyen bir gezegen olduğundan, bunu merih transitiyle bu arada düşünürsek bu senenin konuşu açıdan fena çil çil geçmeyeceğini söylememiz hata olmayacaktır.
Mars’ın yıkıcı gücünün bu sene ülkemiz için ne gibi sonuçlar doğurabileceğine bile bakabiliriz. merih aksi bir planet olmakla bu arada bazen evlerde erke ve güven vererek kişiye ya da ülkelere fayda sağlayabilir. Bunu Mars’ın 25 Mayıs 2010’dan sonra Türkiye’nin üçüncü evine girmesiyle henüz safi görebileceğiz. mars bu evde Türkiye’ye gözü kötü cesareti verecektir. Bu dönemde çizgi ötesi harekatla yıldırı örgütüne alın operasyonlar beklenebilir. Bu devir Mars’ın üçüncü evden çıkmasıyla sona eriyor. Tarihi ise 19 temmuz 2010.
Mars’ın henüz sonra yapacağı transit benim dayanıklı hoşuma gitmedi, bunun da sebebi Mars’ın Türkiye’nin muhteva dünyasını temaşa fail dördüncü evinden transit yapacak olması. Dördüncü evde takribî henüz 2 yıl kadar kalacak olan Saturn’ün yanına merih da eklenecek. Bu katı sevimli bir hatır sayılmaz. merih ve zühal bildiğiniz kadar hint astrolojisinin dü zararlı kabuıl edilen gezegeni ve aynı evden bu arada transit yaptıklarında o eve beis verebilirler. Dördüncü evi Türkiye’nin karın dünyası ve ongunluk düzeyi olarak alınabilir. Bu dü planet aşikâre bizim psikolojimizi bozabilir. İnsanlarımı depresyona sürükleyebilecek kimi olaylar bu devrede gerçekleşebilir. muhtelif terör saldırıları ya da umu etmediğimiz ciğer çatışmalara bu devrede tanık olabiliriz. mars bu evde 5 eylül 2010 tarihine derece kalacak. Bu senenin en müşkül etkisi bu transit olarak gözükmekte.
Daha ahir günlerde ise merih ağırcanlı yüzünü göstermeye devam edecek. Mars’ın altıncı yani hasım evinin yöneticisi olması ve kendi planet nitelikleri hem genel anlamda hem de Türkiye’nin haritası için astroloji diliyle tam bir muzır görevi görmekte. daha sonraki günlerde eğitim bilimi evine geçecek olan mars okullarla ve eğitim alanıyla alakadar sorunlarla bizi için karşıya getirebilir. eğitim sistemiyle ilişkin kimi gerginlikler yaşanabilir. Üniversitelerle, mualla öğrenim kurumlarıyla alakalı kimi sorunlar ortaya çıkabilir. merih bu evde ise 19 Ekim’e kadar transitini sürdürecek.
Burç Özellikleri
Burç Özellikleri : karakter | Kariyer | finans | sevi | cinsiyet | sıhhat | diyet & Fitness | armağan Şeçimi
Yönetici Gezegeni:
Element:
Nitelik:
Uğurlu Sayıları:
Gün:
Uğurlu Taşı:
Renk:
Tarot kartı:
Hayvan:
Bitki:
Kıymetli Taş:
Kıymetli Maden:
Mars
Ateş
Öncü
1, 9
Salı
Yakut
Kırmızı
İmparator
Koyun
ıtır, hanımeli, pelenk zambağı
Elmas
Demir
müspet Yanları: önderlik ve macera ruhu. Girişkenlik. kayırıcı yönlendirme. hedef belirleme özelliği. yüksek Enerji. Engelleri aşabilme yetişi. Sınırlamalardan nefret. Liderlik. Dürüstlük. anık cevaplık. Canlılık.
menfi Yanları: Egoizm. Kararları yıkmak. Kendini öne sürmek, ileri-ye çıkartmak. Alaycı, isyankar. Sabırsız. Saldırgan. Hiddetli. anı çıkışlar
Koç trup Yıldızı (Astronomi)
Koç makule yıldızındaki başlıca yıldızlar, Shedar, Ruckbah ve Dat defa Cursa'dır. İlk dekanatta, Cassiopeia, ortada Cetus, sonda ise Perseus yan alır.
çalıştırıcı ıtır Kadını umumi Özellikleri
Koç ıtır kadını hareketli, dilbaz ve girişimci yapısıyla özen çeker. bayağı da esprilidir. Alımlı, atletik yapılı ve narindir. Eleştirmeyi ve hoşlanmadığı şeyleri mutlaka dile getirir. topluluk içerisinde çekicilik ve farklılığıyla özen çeker.
Koç kadını işçilik hayatında oldukça açgözlü ve idealisttir. Aklına koyduğunu kesinlikle görüntülemek lüzum ve çizdiği yolda hiç şaşmadan ilerler.Zamanı kullanmayı oflaz agâh ve çalışkandır. çalıştırıcı kadını özellikle tatlıca ve sempatik tavırlarıyla yoldaş çevresinde aranan şen bir dosttur. tatlıca içe beş altı tedirgin ve huzursuzdur. Kendisini fazlasıyla tenkit paha ve hep bir koşun içerisindeymiş gibi kendiyle aşırı uğraşır. Dostlarına ve sevdiklerine sonsuz yer verir ve ziyadesiyle fedakardır.
Duygusal yapısı enikonu duyarlı olduğu için aksi tenkitler onu fazlasıyla kırabilir. Evine ve ailesine okkalı düşkündür ve bu konuda da her konuda olduğu kabilinden mükemmeliyetçidir.
Sürekli mobilize olmayı seven hamel ıtır kadını anlamsız zamanlarında da sosyal aktivitelerde bulunmak, spor düzenlemek ve dostlarıyla vakit geçirmekten kötü sağlık alır.
çalıştırıcı ıtır Erkeği umumi Özellikleri
Koç ıtır erkeği kendine güvenen, oynak ve acar yapısıyla maşer içinde fark edilir. Otoriterdir ve sulta kurmaktan esrar alır. yalçın başlıdır ve yanlışlık yaptığında bunu onaylama buyurmak istemez ve hodkâm davranışlar sergiler.
Koç burcu erkeği özgürlüğüne fazlasıyla düşkündür. Dostları ve arkadaşları için yapmayacağı şey yoktur. İnsanlara muavenet etmeyi ve onların sorunlarını paylaşmayı sever. Cömerttir ve maddi anlamda da serbest olmayı sever. Kendi işini bina etmek ve çalmak onlar için geniş henüz caziptir.Başkalarından buyuru almaktan hoşlanmaz.
Koç ıtır erkeği incindiği dem epey dürüşt olabilir ve sözünü sakınmaz. Tenkitçidir, sıkı bir dille eleştirebilir. aşiyan hayatına ve ailesine bayağı düşkündür, lakin dışarıdaki hayatını da olağandan sever. Bu onun haklı duramayan işlek yapısından kaynaklanmaktadır. her daim kendini evinde salim ve erinçli sezmek ister
astroloji Nedir?
Astroloji: Gökyüzündeki gezegenlerin, uydularının ve yıldızların hareketlerinin yeryüzündeki koşullar, olaylar, durumlar, eşhas ve genel eğilimlerle ilişkin bağlantısını araştıran öte mühim bir rehberlik kaynağıdır.
Eski Yunanca'da astron: yıldız logos: bilgi
Astroloji fen dalı mıdır?
Astroloji “günümüzün” bilimi tanımlama sınırlarına sığmayabilir zira bugünün bilim dünyası ancak tekrarlanan deneylerden bir sonuçlar alındığına bunları itimatlı ve makbul bulmaktadır. meğer gökyüzünün tıpkı konuma tekrar gelmesi yaklaşık 26 bin almanak bir müddet gerektirdiği için astrolojide binlerce yıldır kullanılan bili birikiminin oluşturduğu kök temel taşı alınır. Gezegenlerin simgeledikleri özellikler ve birbirlerine huzur konumlarının belirti ettiği tadilat sayesinde yorumlar yapılır.
Astroloji geosentrik bakış açısını benimser. (Geosentrik: Dünyayı özek düzlük göz açısı) Gezegenlerin konumları ve hareketleri bulunduğumuz noktadan izlendiği kadar yorumlanır. oysaki uzayda herhangi bir noktadan bakıldığında bu konumlar ve hareketler buradan bakıldığında görüldüğü üzere değildir. Astrologlar için geniş kibar ve geçerli olan bu bakış açısına ilim dünyası katılmaz.
Ayrıca mağrip ve şark Astrolojisinde dü değişkin burçlar kuşağı sistemi kullanıldığı için basında kesif pıtrak dünya düzlük ve burçların kaydığı, esasta herkesin farklı burçlara iye olduğu iddiası da astrolojinin eleştirilmesinde mebzul müstehap bir yöntemdir. oysaki değişik ülkelerde farklı boy ya da rehavet birimleri kullanılarak yapılan ölçümlerin sonuçları daha bir olsa da ölçülen nesnenin boyu ve ağırlığı tek değişmez.
Zodyak burçlarıyla gökyüzündeki takımyıldızlar da tam olarak çakışmadığı için karşıt görüşteki kişilerin sesleri yükselir.Oysa astrolojide kullanılan zodyak kuşağı mevsimlere bakılırsa mukassem simgesel bir halkadır.
Astroloji bize elbette bakım eder?
Astroloji insanın kendini tanımasını, sahip olduğu potansiyeli fark etmesini, yaşamı ve yaşadıklarını daha kolaylık anlamasını, henüz doyumlu bir dirlik sürmesini sağlayıcı balaban bir kılavuzluk kaynağıdır.
Kişisel veladet haritamızın yorumlanmasıyla farkında olmadığımız güçlerimizi kullanmamız, yeteneklerimizi keşfetmemiz veya gücümüzü bilinçli bir şekilde belli bir noktaya kanalize etmemiz muhtemel olur.
Astroloji yaşantımıza yeni bir göz getirebilmemiz ve tökezlediğimizde yine ayağa kalkmamız için bize yiğitlik verir. En derin duygularımıza ve bilinçaltımızda meknuz kalanlara ulaşmamızı, kendimizi çözümlememizi sağlar. böylelikle hem kendi gerçeklerimizi yanılsamalardan kurtararak net bir şekilde onaylama edebilir hem bile başkalarını daha sağlıklı bir şekilde görürüz. Bu sayede basitçe hafif kaybedilmeyecek bir serbestî duygusuna iye oluruz.
Aslında yıldız falcılığı bir ön deyi komprador olarak değil de gökyüzündeki gezegenlerin konumunun hangi gidiş ve tavır biçimlerini desteklediğini çakmak ve aramak için kullanılır. Günümüzün meteorolojik haritalarında yağmur bulutlarının yaklaştığı görülüyorsa şemsiye almadan sokağa çıkmamak ya da pikniğe gitmekten vazgelmek ne denli işe fayda bir rehberlikse astrolojik yorumlar için de nüsha nesne söylenebilir.
Ayrıca ferdî evrimimizi gerçekleştirip potansiyelimizi açığa çıkartabilmemiz için yollar gösterirken yakınlarımızın da gelişmelerine özen etmemiz için bizi yüreklendirir.
5 Ekim 2013 Cumartesi
40 Yaşını Geçmiş Birini Tanımak
20’li hatta 30’lu yaşlarda birini yakından tanımak zaman alır. Genç çiftlerin çoğu diğer kişinin beklentilerini karşılayıp karşılamadığını anlamak için en az dört veya beş kere buluşur. 40 yaşlarındaki bir çift ise bilgi alışverişinde bulunabilecekleri türde buluşmalar düzenlediği için birbirini çok daha çabuk tanır. Kadınlar genel olarak bu hızdan korkar, ilişkinin zamanından evvel geliştiği izlenimine kapılırlar. Oysa ilk görüşmeden iki-üç hafta sonra bir erkeğin hayatını anlatması, zevkleri ve beklentilerinden söz etmesi bağlanmak istediği anlamına gelmez. Bu isteği aynı süredir çıkan 20 yaşındaki bir erkekten daha fazla olmadığı gibi aslına bakacak olursanız, bu yaşlardaki kadın ve erkekler ilişkilerini hemen duygusal boyutlara taşımaktan da pek hoşlanmazlar. Sonuçta, ilişki, bilgi alışverişi anlamında daha genç insanlara kıyasla hızlansa da duygusal bir bağ oluşturmada ağır ilerler. Kadın ve erkekler daha ileri yaşlarında karşı cinse ilişkin biraz temkinli olurlar. Hemen hepsinin başından en az bir ya da iki kötü deneyim geçmiştir. Birçoğunun kalbi kırılmıştır ve bir daha fazla acı çekmek istemezler.
Onu kırmayın: Gerçek bir beraberliğe girmeyi isteyecek kadar. yakından tanıdıktan sonra bir erkeğe vereceğiniz
önemli mesajlardan biri de açıkça onu üzmeyeceğinizi be-lirtmektir.
Bu konuda Vera iyi bir örnekti. Müstakbel kocasıyla ciddi bir ilişkiye girdiğini anladığı an onu karşısına oturtup çalıştığı insanları tarif etmesini istemişti. Her birine nasıl davranması gerektiğini sorarken iş yaşamının ne kadar önemli olduğunu bildiğini ve eşine bu konuda mükemmel destek veren bir kadın olmak için elinden geleni yapmak istediğini ifade etmişti. Kendisiyle görüştüğümüzde adam da kadının aynen bunu yaptığını doğrularken o andan itiba-ren güvenebileceği biriyle birlikte olduğunu anladığını da ekliyordu.
Mary daha da direkt davranmıştı. Ted’e onu sevdiğini ve asla yüz üstü bırakmayacağını söylemişti. Ted’in önceki kız arkadaşı evlenmelerine iki ay kala çekip gitmişti. Ayrı ayrı görüşmelerimizde her ikisi de Mary’nin sözlerini hatırlarken o tarihten sonra ilişkilerinin doğasının değiştiğini belirtmişlerdi.
Söylemek değil yapmak da önemlidir. Her ne kadar verilen güven sözlerinin çok büyük önemi olsa da, 40 yaşını geçmiş erkeklerin iyi niyetinizden emin olması için kelimeler yetmeyecektir. Söyleminizi davranışlarınızla desteklemeniz gerek. 40 yaş ve üstü bir erkekle birlikteyseniz ona karşı sevecen, ince ve nazik davrandığınız taktirde kazançlı çıkarsınız. Duygu ve ihtiyaçlarını hesaba katarak ona önem verdiğinizi belli edin. 20’li yaşlarınızdayken belki bunu sadece söylemek yetiyordu, şimdi, yani 40-50-60 yaşlarınızdaysanız karşınızdaki erkeğe değer verdiğinizi hareketlerinizle de gösterin.
Bir ilişkinin ciddiye gittiğine dair belirtilerin çoğu, genç-liğinizdeki kadar önem taşımayabilir. 20’li ve 30’lu yaşlarınızda rahat bir konuma erişip tek eşli ilişkiye geçmeniz olumlu bir işarettir. 40 yaş üstü çiftlerin çoğu hemen ilk buluşmadan sonra monogamik bir ilişki kurar. Nedeniyse birbirlerine hemen bağlandıkları için değil, karşılarına gençken olduğu kadar çok fırsat çıkmamasıdır. Bu yaş grubundaki insanlar bekâr barlarına, dansa ya da benzeri eğlence yerlerine daha az gittikleri için, aralarında sözleşme olmaksızın kendiliğinden monogam bir ilişki yaşamaya başlarlar.
Yani 40 yaşını geçtiğinizde monogami artık ciddi bir ilişkiye girdiğinizi gösteren ayırıcı bir özellik olmaktan çıkar. Bununla birlikte, çıktığınız adamın, evinize geldiğinde ayaklarını sehpaya uzatıp televizyon seyretmesine ve size çok rahat davranmasına izin vermeden önce bu konuda ısrar edin. Başkalarıyla da çıktığını fark ederseniz, onu bırakın. 40 yaşını geçmiş pek çok erkek tek bir kadınla özel bir bağ kurmak niyetinde olmadığı için genel anlamda kadınlara karşı rahat olurlar.
60 ve 70 yaşlarında erkekleri gözlemlediğimizde, ilginç bir durumla karşılaştık: İki veya üç kadınla çıkanların sayısı; 20, 30 ve 40 yaşlarındaki erkeklerden fazlaydı. Daha genç olan kadınlar bu duruma dayanamazken 60-70 yaşlarındaki kadınlar sesini çıkarmıyordu. Hoşgörülerinin nedenini de fazla alternatifleri olmamasıdır. Yine de, eğer niyetiniz evlenmekse ve bu adamlardan biriyle çıkıyorsanız vakit kaybettiğinizi unutmayın. Bu adam muhtemelen ne sizinle ne de başka herhangi bir kadınla evlenmek niyetinde değildir. Artık istediği sadece yüzeysel ilişkilerdir.
Her şeye rağmen, ‘rahatlık evresine’ gelebilmek 40 yaş sonrası ilişkilerde de önem taşır ve olgun ilişkilerde bu evreye genellikle iki ay içinde ulaşılır. 40’ını geçmiş insanların yaşadığı ilişkilerde anlamlı olan tek evre, birbirine bağlı bir çift olmaktır. Ancak bu noktada gerçek bir şeyler yaşadığınız söylenebilir. Erkekler tam anlamıyla bağlanmadan da kolayca rahat ve tek eşli evreyi yaşayabilirler. Gerçek bir çift olunduğunda, eşlerini aile fertlerinin ve arkadaşlarının üstünde tutarlar. Tek sorununuz, 40’ını geçmişse bağlılığını test etmenizin zorlaşacağıdır. 40’ın üzerindeki çoğu erkeğin az sayıda arkadaşı vardır ve ebeveynleri artık hayatlarını nasıl yaşayacaklarına dair tavsiyelerde bulunmaz. Yani 40 yaşına gelmiş bir erkek, annesinin hâlâ 20 yaşındaki oğlu olsa da, artık bağımsızlığını kazanmıştır.
Bu arada, 40’lı yaşlarında tanıştığınız bir erkek hâlâ annesiyle birlikte yaşıyorsa, asla evlenmeyecektir. Zamanınızı boşa harcamayın. Ama kısa süre önce boşanıp yeni bir yer bulana kadar ebeveynlerinin yanına taşınmış olması istisna bir durumdur.
Yaşlarına bakılmaksızın, kadınla erkek sırdaş olmadıkları sürece çift sayılmazlar. Hayatlarının en mahrem yönlerini bile paylaşırken kendilerini rahat hissetmeli, konuşulanların dışarı sızacağı korkusunu yaşamamalıdırlar. Paylaşımda önemli bir istisna olabilir. Her ne kadar size eski eşi için deli saçması biri olduğunu anlatsa da siz siz olun ondan geçmiş evliliği hakkında daha fazla ayrıntı istemeyin. Onunla da bir zamanlar sırdaş olduğunu unutmayın ve gizliliğini korumak istemesi doğaldır. Israr etseniz bile anlatmayı reddetmesi muhtemeldir. Bu sizi sevmediği, size bağlı olmadığı veya sizinle ciddi olmadığı anlamına gelmez, sadece geçmiş yaşamında özel bulduğu bir bölümdür. Saygı gösterin!
Bazı erkekler her konuda eşleriyle konuşur, bazılarıysa konuşmaz. Eski ilişkileriyle ilgili detayları öğrenmekte ısrar ettikleri için, birlikte oldukları kadından ayrılan pek çok erkekle karşılaştık.
Onu kırmayın: Gerçek bir beraberliğe girmeyi isteyecek kadar. yakından tanıdıktan sonra bir erkeğe vereceğiniz
önemli mesajlardan biri de açıkça onu üzmeyeceğinizi be-lirtmektir.
Bu konuda Vera iyi bir örnekti. Müstakbel kocasıyla ciddi bir ilişkiye girdiğini anladığı an onu karşısına oturtup çalıştığı insanları tarif etmesini istemişti. Her birine nasıl davranması gerektiğini sorarken iş yaşamının ne kadar önemli olduğunu bildiğini ve eşine bu konuda mükemmel destek veren bir kadın olmak için elinden geleni yapmak istediğini ifade etmişti. Kendisiyle görüştüğümüzde adam da kadının aynen bunu yaptığını doğrularken o andan itiba-ren güvenebileceği biriyle birlikte olduğunu anladığını da ekliyordu.
Mary daha da direkt davranmıştı. Ted’e onu sevdiğini ve asla yüz üstü bırakmayacağını söylemişti. Ted’in önceki kız arkadaşı evlenmelerine iki ay kala çekip gitmişti. Ayrı ayrı görüşmelerimizde her ikisi de Mary’nin sözlerini hatırlarken o tarihten sonra ilişkilerinin doğasının değiştiğini belirtmişlerdi.
Söylemek değil yapmak da önemlidir. Her ne kadar verilen güven sözlerinin çok büyük önemi olsa da, 40 yaşını geçmiş erkeklerin iyi niyetinizden emin olması için kelimeler yetmeyecektir. Söyleminizi davranışlarınızla desteklemeniz gerek. 40 yaş ve üstü bir erkekle birlikteyseniz ona karşı sevecen, ince ve nazik davrandığınız taktirde kazançlı çıkarsınız. Duygu ve ihtiyaçlarını hesaba katarak ona önem verdiğinizi belli edin. 20’li yaşlarınızdayken belki bunu sadece söylemek yetiyordu, şimdi, yani 40-50-60 yaşlarınızdaysanız karşınızdaki erkeğe değer verdiğinizi hareketlerinizle de gösterin.
Bir ilişkinin ciddiye gittiğine dair belirtilerin çoğu, genç-liğinizdeki kadar önem taşımayabilir. 20’li ve 30’lu yaşlarınızda rahat bir konuma erişip tek eşli ilişkiye geçmeniz olumlu bir işarettir. 40 yaş üstü çiftlerin çoğu hemen ilk buluşmadan sonra monogamik bir ilişki kurar. Nedeniyse birbirlerine hemen bağlandıkları için değil, karşılarına gençken olduğu kadar çok fırsat çıkmamasıdır. Bu yaş grubundaki insanlar bekâr barlarına, dansa ya da benzeri eğlence yerlerine daha az gittikleri için, aralarında sözleşme olmaksızın kendiliğinden monogam bir ilişki yaşamaya başlarlar.
Yani 40 yaşını geçtiğinizde monogami artık ciddi bir ilişkiye girdiğinizi gösteren ayırıcı bir özellik olmaktan çıkar. Bununla birlikte, çıktığınız adamın, evinize geldiğinde ayaklarını sehpaya uzatıp televizyon seyretmesine ve size çok rahat davranmasına izin vermeden önce bu konuda ısrar edin. Başkalarıyla da çıktığını fark ederseniz, onu bırakın. 40 yaşını geçmiş pek çok erkek tek bir kadınla özel bir bağ kurmak niyetinde olmadığı için genel anlamda kadınlara karşı rahat olurlar.
60 ve 70 yaşlarında erkekleri gözlemlediğimizde, ilginç bir durumla karşılaştık: İki veya üç kadınla çıkanların sayısı; 20, 30 ve 40 yaşlarındaki erkeklerden fazlaydı. Daha genç olan kadınlar bu duruma dayanamazken 60-70 yaşlarındaki kadınlar sesini çıkarmıyordu. Hoşgörülerinin nedenini de fazla alternatifleri olmamasıdır. Yine de, eğer niyetiniz evlenmekse ve bu adamlardan biriyle çıkıyorsanız vakit kaybettiğinizi unutmayın. Bu adam muhtemelen ne sizinle ne de başka herhangi bir kadınla evlenmek niyetinde değildir. Artık istediği sadece yüzeysel ilişkilerdir.
Her şeye rağmen, ‘rahatlık evresine’ gelebilmek 40 yaş sonrası ilişkilerde de önem taşır ve olgun ilişkilerde bu evreye genellikle iki ay içinde ulaşılır. 40’ını geçmiş insanların yaşadığı ilişkilerde anlamlı olan tek evre, birbirine bağlı bir çift olmaktır. Ancak bu noktada gerçek bir şeyler yaşadığınız söylenebilir. Erkekler tam anlamıyla bağlanmadan da kolayca rahat ve tek eşli evreyi yaşayabilirler. Gerçek bir çift olunduğunda, eşlerini aile fertlerinin ve arkadaşlarının üstünde tutarlar. Tek sorununuz, 40’ını geçmişse bağlılığını test etmenizin zorlaşacağıdır. 40’ın üzerindeki çoğu erkeğin az sayıda arkadaşı vardır ve ebeveynleri artık hayatlarını nasıl yaşayacaklarına dair tavsiyelerde bulunmaz. Yani 40 yaşına gelmiş bir erkek, annesinin hâlâ 20 yaşındaki oğlu olsa da, artık bağımsızlığını kazanmıştır.
Bu arada, 40’lı yaşlarında tanıştığınız bir erkek hâlâ annesiyle birlikte yaşıyorsa, asla evlenmeyecektir. Zamanınızı boşa harcamayın. Ama kısa süre önce boşanıp yeni bir yer bulana kadar ebeveynlerinin yanına taşınmış olması istisna bir durumdur.
Yaşlarına bakılmaksızın, kadınla erkek sırdaş olmadıkları sürece çift sayılmazlar. Hayatlarının en mahrem yönlerini bile paylaşırken kendilerini rahat hissetmeli, konuşulanların dışarı sızacağı korkusunu yaşamamalıdırlar. Paylaşımda önemli bir istisna olabilir. Her ne kadar size eski eşi için deli saçması biri olduğunu anlatsa da siz siz olun ondan geçmiş evliliği hakkında daha fazla ayrıntı istemeyin. Onunla da bir zamanlar sırdaş olduğunu unutmayın ve gizliliğini korumak istemesi doğaldır. Israr etseniz bile anlatmayı reddetmesi muhtemeldir. Bu sizi sevmediği, size bağlı olmadığı veya sizinle ciddi olmadığı anlamına gelmez, sadece geçmiş yaşamında özel bulduğu bir bölümdür. Saygı gösterin!
Bazı erkekler her konuda eşleriyle konuşur, bazılarıysa konuşmaz. Eski ilişkileriyle ilgili detayları öğrenmekte ısrar ettikleri için, birlikte oldukları kadından ayrılan pek çok erkekle karşılaştık.
Evlilik Aşkı Öldürür
Bu yaş grubundaki çiftler ciddi konulara 20’lerindeki in-sanlardan daha çabuk dalarlar. Birlikte geçirecekleri zaman hakkında daha etraflıca fikir alışverişinde bulunma ihtiyacını duyarlar. Buna karşın, 20 yaşındaki gençler eğlence odaklıdır. Sinema, dans veya yelken gibi faaliyetlere katılırlar. Aradan uzun süre geçse bile çıktıkları kişi hakkında fazla bilgisi olmayan pek çok genç vardır. 40 yaşın üstünde olumlu bir mesaj iletmek isterseniz, olumlu bir tutum içinde olmak, en azından olumsuz yorumlardan kaçınmak işe yarayabilir.
Bu durum özellikle yaşamında yeni bir sayfa açan erkekler için geçerlidir. Uzun süreli bir ilişkiyi geride bırakıp hayatını yeniden kurmak 40-50 yaşlarındaki insanlar arasında daha sık rastlanan bir durumdur. İster ilk eşleri ölmüş ya da onu terk etmiş olsun, ister dostça veya patırtılı bir şekilde boşansın, sağlıklı bir erkek eninde sonunda her şeye yeniden başlamaya karar verir. Bu arada, 30’lu yaşlarında eşinden ayrılan bir erkeğin tutumuyla, 40 küsur yaşında yalnız kalan bir erkeğinki farklıdır. Birincisi “Bekârlık sultanlıktır,” derken İkincisi hayatını seveceği biriyle yeniden birleştirmek ister.
Bu yaş grubunda kariyer değişikliği yapmak çok büyük ve çoğu kez üzerinde etraflıca düşünülerek verilmesi gereken bir karardır. Bu karar kimi zaman olumlu, kimi zamansa aptalcadır. Erkekler bu konuyu çıktıkları kadına danışır, kadınlar ise genellikle gerçeği söyler. Zaten 40 yaşından sonra kadınlar daha açık sözlü olurken erkeğin egosunu korumak gibi bir zorunluluk hissetmezler. Şimdi dikkatle okuyun: 40 yaşından sonra ansızın tek başına kalıveren erkekler, genellikle bu yalnızlıklarının içinde kaybolurlar. Kendilerini daha genç hissedebilmek için kilo kaybetmeye, gardıroplarını ve saç biçimlerini değiştirmeye ya da yeni dans türleri öğrenmeye yeltenirler. Boşanmış bir erkeğin hayallerini yıkmaya çalışırsanız sizden hızla uzaklaşır çünkü ona, enerjisini aşağı doğru çeken eski karısını hatırlatırsınız. Egosunu koruyabilmesinin yolu “O kadına ihtiyacım yok, ” demesi olacaktır.
Beyin cerrahı ya da bir rock grubunun üyesi olma isteğini destekleyecek haliniz yok tabii ama aklından değişik fikirler geçirdiği için de ona deli olduğunu söylemeyin, onu yumuşak bir dille vazgeçirmeye çalışın sadece.
İkinci olarak tanıştığınız erkeğe samimi ve içten olduğunuz mesajını gönderin. Bunun için hafif bir tebessüm yeterlidir. Kitabın başında sözünü ettiğim gibi kocaman bir gülümseme özellikle 40 yaşını geçmiş bir kadında itici gelebilir. Bu yaş grubundaki kadınlar da erkekler de fazla sırıttıklarında yapmacık görünürler. Görüştüğümüz 40 yaş ve üzeri kadınlar arasında gereğinden fazla gülüp kıkırdayan ve hâlâ 20 yaşındaymış gibi davranan kadınların % 10’nun erkekler tarafından geri çevrildiğini gözlemledik. Bu tıpkı mini etek giymek gibi bir etki yaratır. Bacaklarınızın çok güzel olduğunu düşünseniz bile, bu yaştan sonra mini giymeyin! Uygunluk konusunda çoğu erkeğin belirli görüşleri vardır ve yarı yaşı kadar görünmeye çalışan bir kadını çekici bulmazlar. Gülümseyin ama sade görünün!
Bu durum özellikle yaşamında yeni bir sayfa açan erkekler için geçerlidir. Uzun süreli bir ilişkiyi geride bırakıp hayatını yeniden kurmak 40-50 yaşlarındaki insanlar arasında daha sık rastlanan bir durumdur. İster ilk eşleri ölmüş ya da onu terk etmiş olsun, ister dostça veya patırtılı bir şekilde boşansın, sağlıklı bir erkek eninde sonunda her şeye yeniden başlamaya karar verir. Bu arada, 30’lu yaşlarında eşinden ayrılan bir erkeğin tutumuyla, 40 küsur yaşında yalnız kalan bir erkeğinki farklıdır. Birincisi “Bekârlık sultanlıktır,” derken İkincisi hayatını seveceği biriyle yeniden birleştirmek ister.
Bu yaş grubunda kariyer değişikliği yapmak çok büyük ve çoğu kez üzerinde etraflıca düşünülerek verilmesi gereken bir karardır. Bu karar kimi zaman olumlu, kimi zamansa aptalcadır. Erkekler bu konuyu çıktıkları kadına danışır, kadınlar ise genellikle gerçeği söyler. Zaten 40 yaşından sonra kadınlar daha açık sözlü olurken erkeğin egosunu korumak gibi bir zorunluluk hissetmezler. Şimdi dikkatle okuyun: 40 yaşından sonra ansızın tek başına kalıveren erkekler, genellikle bu yalnızlıklarının içinde kaybolurlar. Kendilerini daha genç hissedebilmek için kilo kaybetmeye, gardıroplarını ve saç biçimlerini değiştirmeye ya da yeni dans türleri öğrenmeye yeltenirler. Boşanmış bir erkeğin hayallerini yıkmaya çalışırsanız sizden hızla uzaklaşır çünkü ona, enerjisini aşağı doğru çeken eski karısını hatırlatırsınız. Egosunu koruyabilmesinin yolu “O kadına ihtiyacım yok, ” demesi olacaktır.
Beyin cerrahı ya da bir rock grubunun üyesi olma isteğini destekleyecek haliniz yok tabii ama aklından değişik fikirler geçirdiği için de ona deli olduğunu söylemeyin, onu yumuşak bir dille vazgeçirmeye çalışın sadece.
İkinci olarak tanıştığınız erkeğe samimi ve içten olduğunuz mesajını gönderin. Bunun için hafif bir tebessüm yeterlidir. Kitabın başında sözünü ettiğim gibi kocaman bir gülümseme özellikle 40 yaşını geçmiş bir kadında itici gelebilir. Bu yaş grubundaki kadınlar da erkekler de fazla sırıttıklarında yapmacık görünürler. Görüştüğümüz 40 yaş ve üzeri kadınlar arasında gereğinden fazla gülüp kıkırdayan ve hâlâ 20 yaşındaymış gibi davranan kadınların % 10’nun erkekler tarafından geri çevrildiğini gözlemledik. Bu tıpkı mini etek giymek gibi bir etki yaratır. Bacaklarınızın çok güzel olduğunu düşünseniz bile, bu yaştan sonra mini giymeyin! Uygunluk konusunda çoğu erkeğin belirli görüşleri vardır ve yarı yaşı kadar görünmeye çalışan bir kadını çekici bulmazlar. Gülümseyin ama sade görünün!
Evlenmeye Can Atanlar...
Kadınların evliliğe gidebilecek bir ilişkiyi sona erdirme-sindeki ikinci neden erkeklerin hızlı davranıp onları kor-kutmasıdır. 40 yaş ve üstü insanlar için bu esaslı bir sorundur. Beraber olduğunuz erkek, ilişkinizin iki veya üçüncü ayında evlenmek için baskı yapıyorsa bunda bir terslik olduğunu düşünmeyin. O yaş grubundaki erkeklerin % 15’i bu tepkiyi verir. Ondan hoşlanıyorsanız, birbirinizi daha yakından tanımak için zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyin. İltifat ettiğini düşünün ama cevabınızı altı ile bir yıl içinde vermek üzere bekleyin. Evlenme teklifinde bulunmakta erken davrandığı için terk edilen erkeklerin çoğu, beklemesi istense bunu yapacağını belirtti. Böyle bir durum yaşıyorsanız eğer, siz de soran. Hem seçeneklerinizin açık kalmasını, hem de erkeğin özsaygısını ve duygularını korumasını sağlayacaksınız.
Evlenmek için sabırsızlanan 40 yaş üstü 56 adamla konuştuk. Bu insanlar 1997 ve 1998 yıllarında sorguladığımız bekâr erkeklerin yaklaşık %11’ini oluşturuyordu. Bir kadınla ilk kar-şılaştıklarında kendini gergin ve güvensiz hissettiğini söyleyenlerin oranı % 6l’di. Bu kişiler öylesine çok tokat yemişti ki, müthiş ürkek davranıyordu. Neden evlenmek istediklerini sorduğumuzda, çoğu, herkesin, kardeş ve arkadaşlarının sahip olduğu gibi ‘sıradan bir yaşam’ istedikleri yanıtını verdi.
Erkeklerin yarısı nişanlılarıyla beraber gelmişti, dolayısıyla kızlarla da konuştuk. 24 kadından 19’u ilk buluşmalarında evlenecekleri erkekten etkilenmediğini fakat daha yakından tanıdıktan sonra ona âşık olduğunu söyledi. Soru yönelttiğimiz 19 denekten yalnız dördü çıkmayı sürdürdüğü için nişanlısıyla yakınlaşabilmiş, diğerleriyse aynı işyerinde oldukları için tekrar tekrar görüşmek zorunda kalmıştı. İlk tanıştıklarında eli ayağı birbirine dolanan erkeklerin birçoğu, görüşmeleri devam ettirmeyi başardıktan sonra rahatlayıp son derece hoş ve akıcı bir dille konuşmaya başlamıştı.
Sosyal becerileri zayıf bir adamın gerçek kişiliğini anlaya-bilmek için onunla en az altı kere görüşmeniz gerekir. Daha önce şansları yaver gitmemiş bu erkeklerin kendilerini bulmaları biraz zaman alabilir. Buununla birlikte, başından evlilik geçmiş erkekler bir kadınla konuşurken ne diyeceğini ve nabza göre şerbet vermeyi gayet iyi bilir. İlk görüşmelerde ideal bir partner gibi görünen bu adamların gerçek yüzünü ancak 12 veya daha fazla buluşmadan sonra keşfedersiniz.
40 yaşım geçtiyserıiz, düzgün bir görünüme sahip ve sizden hoşlandığını hissettiğiniz bir erkekten vazgeçmeden önce onunla en az altı defa çıkmanızı öneririm.
Kadın erkek ilişkileri 40 ve sonrasında da birçok açıdan 20 yaşlanndaki ilişkilerle benzer bir seyir gösterir. Her iki gruptaki insanlar aynı evrelerden geçer.
İster 22 ister 62 yaşında olun her şeyden önce ilk izlenimin önemi baki kalacaktır. Olumlu, sevecen ve eğlenceli biri olduğunuz mesajını iletirseniz, yaşınız kaç olursa olsun her erkek sizi çekici bulacaktır. Dik durmak genç bir kızı iyimser ve olumlu gösterir. 40 yaşı geçince duruşun elbette hâlen önemi vardır ama ilk dikkati çeken özelliğiniz olmayacaktır.
40 yaşını geçen bir kadın, pozitif olduğu mesajını en etkili şekilde konuşarak iletir.
Evlenmek için sabırsızlanan 40 yaş üstü 56 adamla konuştuk. Bu insanlar 1997 ve 1998 yıllarında sorguladığımız bekâr erkeklerin yaklaşık %11’ini oluşturuyordu. Bir kadınla ilk kar-şılaştıklarında kendini gergin ve güvensiz hissettiğini söyleyenlerin oranı % 6l’di. Bu kişiler öylesine çok tokat yemişti ki, müthiş ürkek davranıyordu. Neden evlenmek istediklerini sorduğumuzda, çoğu, herkesin, kardeş ve arkadaşlarının sahip olduğu gibi ‘sıradan bir yaşam’ istedikleri yanıtını verdi.
Erkeklerin yarısı nişanlılarıyla beraber gelmişti, dolayısıyla kızlarla da konuştuk. 24 kadından 19’u ilk buluşmalarında evlenecekleri erkekten etkilenmediğini fakat daha yakından tanıdıktan sonra ona âşık olduğunu söyledi. Soru yönelttiğimiz 19 denekten yalnız dördü çıkmayı sürdürdüğü için nişanlısıyla yakınlaşabilmiş, diğerleriyse aynı işyerinde oldukları için tekrar tekrar görüşmek zorunda kalmıştı. İlk tanıştıklarında eli ayağı birbirine dolanan erkeklerin birçoğu, görüşmeleri devam ettirmeyi başardıktan sonra rahatlayıp son derece hoş ve akıcı bir dille konuşmaya başlamıştı.
Sosyal becerileri zayıf bir adamın gerçek kişiliğini anlaya-bilmek için onunla en az altı kere görüşmeniz gerekir. Daha önce şansları yaver gitmemiş bu erkeklerin kendilerini bulmaları biraz zaman alabilir. Buununla birlikte, başından evlilik geçmiş erkekler bir kadınla konuşurken ne diyeceğini ve nabza göre şerbet vermeyi gayet iyi bilir. İlk görüşmelerde ideal bir partner gibi görünen bu adamların gerçek yüzünü ancak 12 veya daha fazla buluşmadan sonra keşfedersiniz.
40 yaşım geçtiyserıiz, düzgün bir görünüme sahip ve sizden hoşlandığını hissettiğiniz bir erkekten vazgeçmeden önce onunla en az altı defa çıkmanızı öneririm.
Kadın erkek ilişkileri 40 ve sonrasında da birçok açıdan 20 yaşlanndaki ilişkilerle benzer bir seyir gösterir. Her iki gruptaki insanlar aynı evrelerden geçer.
İster 22 ister 62 yaşında olun her şeyden önce ilk izlenimin önemi baki kalacaktır. Olumlu, sevecen ve eğlenceli biri olduğunuz mesajını iletirseniz, yaşınız kaç olursa olsun her erkek sizi çekici bulacaktır. Dik durmak genç bir kızı iyimser ve olumlu gösterir. 40 yaşı geçince duruşun elbette hâlen önemi vardır ama ilk dikkati çeken özelliğiniz olmayacaktır.
40 yaşını geçen bir kadın, pozitif olduğu mesajını en etkili şekilde konuşarak iletir.
Duygularınızı İfade Edin
40 yaşını geçmiş bir erkeği ona uygun biri olduğunuza inandırmak istiyorsanız, atacağınız ilk adım ona duygularınızı açmaktır. Ondan hoşlandığınızı, onu sevdiğinizi veya evlenmek istediğinizi lafı dolandırmadan söylemelisiniz. 20 yaşlarındaki kadınlar gibi yem atmakla yetinmeyin, bu yaştaki erkekler artık aşk oyunlarının ötesine geçmişlerdir. Özellikle boşanmış olan erkekler kadınların kendilerine karşı açık olmasını beklerler. “Seni seviyorum,” veya “Evlenelim,” gibi ifadeleri ondan önce kullanın demiyorum fakat erkeğinize karşı güçlü duygularınız varsa bunu açıkça belli edin.
Yıllarca beraber oldukları kadın tarafından gerçekten se-vildiklerinden emin olmadıklarını aktaran düzinelerce erkekle görüştük. Mümkünse eşleriyle de konuştuğumuzda, kadınların tamamı erkeklerini sevdiklerini ve onların da haliyle bunu bildiklerini anlattılar. 40 yaşını geçmiş birçok erkek çok temkinli, biraz da sinik olur. Dolayısıyla onu sevdiğinizi gösterin, gerekirse iyice inandırana kadar defalarca yapın bunu!
Para Meseleleri...
Evlilikle sonuçlanabilecek ilişkiler yaşamış ancak son anda terkedilmiş olan 40, 50 ve 60 yaşlarındaki erkeklerle görüştük. Beraberliklerini bitirmelerindeki esas sebebin para olduğunu aktardılar. Kadınların, paralarının peşinde olmadıklarını ancak kadınların para konusunda konuşmaktan kaçındıklarını anlattılar. Erkekler buna sinir oluyordu. Görüştüğümüz çok sayıda kadına gelince, henüz birkaç aydır çıktıkları bir erkeğin maddi durumları hakkında soru sormalarından rahatsız olduklarını söylüyordu: kendi parası olanlar dahil, özellikle de boşanmış kadınlar buna itiraz ediyordu. Kadınlar bu erkeklerin kendileriyle mi yoksa paralarıyla mı ilgilendiklerinden emin olamıyorlardı.
Bu erkeklerin kimisinin kadının parası ile ilgilendiği muhtemeldir. Ancak, 45 yaş üstü erkeklerin nerdeyse üçte biri ciddi bir ilişkiye girmeden önce parasal açıdan neyle karşılaşacaklarını bilmek zorunda olduklarını anlattılar. Hem kadının, hem de erkeğin şahsi gelir, borç ve harç du-
rumlarına ilişkin bilgi sahibi olmayı istemesini haklı bulu-yorlardı. Her iki tarafın da dürüst olduğunu varsayarsak, bu tür konuşmaların ilişkiyi koparmaktan çok güçlendirmesi gerekir.
Erkeğin, para için evlenmek istediğini düşünmek için sebep yoktur. Sorumluluk sahibi bir bireyse kendi mali durumunu göz önünde tutarak yaşamını paylaşacağı kişinin bu tablodaki yerini bilmek istemesi doğaldır.
Aslına bakacak olursanız, potansiyel bir eşi değerlendi-rirken bu bilgiyi edinmek akıl kârıdır. Nafaka, çocuklara destek ve başka mali yükümlülükleri olan yanlış adamla evlenmek fakirliğe doğru giden en kısa yoldur.
Yıllarca beraber oldukları kadın tarafından gerçekten se-vildiklerinden emin olmadıklarını aktaran düzinelerce erkekle görüştük. Mümkünse eşleriyle de konuştuğumuzda, kadınların tamamı erkeklerini sevdiklerini ve onların da haliyle bunu bildiklerini anlattılar. 40 yaşını geçmiş birçok erkek çok temkinli, biraz da sinik olur. Dolayısıyla onu sevdiğinizi gösterin, gerekirse iyice inandırana kadar defalarca yapın bunu!
Para Meseleleri...
Evlilikle sonuçlanabilecek ilişkiler yaşamış ancak son anda terkedilmiş olan 40, 50 ve 60 yaşlarındaki erkeklerle görüştük. Beraberliklerini bitirmelerindeki esas sebebin para olduğunu aktardılar. Kadınların, paralarının peşinde olmadıklarını ancak kadınların para konusunda konuşmaktan kaçındıklarını anlattılar. Erkekler buna sinir oluyordu. Görüştüğümüz çok sayıda kadına gelince, henüz birkaç aydır çıktıkları bir erkeğin maddi durumları hakkında soru sormalarından rahatsız olduklarını söylüyordu: kendi parası olanlar dahil, özellikle de boşanmış kadınlar buna itiraz ediyordu. Kadınlar bu erkeklerin kendileriyle mi yoksa paralarıyla mı ilgilendiklerinden emin olamıyorlardı.
Bu erkeklerin kimisinin kadının parası ile ilgilendiği muhtemeldir. Ancak, 45 yaş üstü erkeklerin nerdeyse üçte biri ciddi bir ilişkiye girmeden önce parasal açıdan neyle karşılaşacaklarını bilmek zorunda olduklarını anlattılar. Hem kadının, hem de erkeğin şahsi gelir, borç ve harç du-
rumlarına ilişkin bilgi sahibi olmayı istemesini haklı bulu-yorlardı. Her iki tarafın da dürüst olduğunu varsayarsak, bu tür konuşmaların ilişkiyi koparmaktan çok güçlendirmesi gerekir.
Erkeğin, para için evlenmek istediğini düşünmek için sebep yoktur. Sorumluluk sahibi bir bireyse kendi mali durumunu göz önünde tutarak yaşamını paylaşacağı kişinin bu tablodaki yerini bilmek istemesi doğaldır.
Aslına bakacak olursanız, potansiyel bir eşi değerlendi-rirken bu bilgiyi edinmek akıl kârıdır. Nafaka, çocuklara destek ve başka mali yükümlülükleri olan yanlış adamla evlenmek fakirliğe doğru giden en kısa yoldur.
Uyumlu Yaşam Tarzları
40 yaş üstü erkekler için yaşam tarzı çok önemlidir. Çoğunun birtakım alışkanlıkları vardır. Eğer zevkleriniz ve alışkanlıklarınız uyuşmuyorsa büyük ihtimalle başka birini arayacaktır. Bu yaş grubundaki birçok bekâr erkeğin nezaket kurallarına uymadığını düşünebilirsiniz ancak bir o kadarının da son derece başarılı ve seçkin çevrelerde gezdiğini de görebilirsiniz.
40 yaşından sonra evlenen erkekler, müstakbel eşlerinin gerek iş ortakları gerekse arkadaşlarıyla uyum içinde olmasını isterler. Stillerini ve davranış biçimlerini uygunsuz buldukları bir kadınla evlenmeyi pek tercih etmezler. Kurulu bir düzene sahip bir erkek için bu özellik çok önemlidir. Bu yaştaki bir erkek, bir kadını kendi yaşamına sokar fakat yaşamını asla onun için değiştirmez.
Etiketler daima önemlidir. Yaşlandıkça önemi artar. Okuyun. Uygulayın. Sosyal becerilerinizi geliştirmek için asla geç değildir.
40 yaşından sonra evlenen erkekler, müstakbel eşlerinin gerek iş ortakları gerekse arkadaşlarıyla uyum içinde olmasını isterler. Stillerini ve davranış biçimlerini uygunsuz buldukları bir kadınla evlenmeyi pek tercih etmezler. Kurulu bir düzene sahip bir erkek için bu özellik çok önemlidir. Bu yaştaki bir erkek, bir kadını kendi yaşamına sokar fakat yaşamını asla onun için değiştirmez.
Etiketler daima önemlidir. Yaşlandıkça önemi artar. Okuyun. Uygulayın. Sosyal becerilerinizi geliştirmek için asla geç değildir.
İyilik
20’li yaşlarındaki erkeklere, ilk bakışta nişanlılarının hangi özelliğinin dikkatlerini çektiği sorulduğunda, çoğu: Erdem, yetenek ya da başarıdan söz etti. Aynı soruyu, 40 yaşlarındaki erkeklere yönelttiğimizde ise, % 62’si, nişanlısına dostane, rahat ve kolayca uyum sağlayan biri olduğu için ilgi duyduğunu açıklıyordu. Üstelik büyük bir kısmı, soruyu daha duymadan, nişanlılarının kendilerine veya başkalarına karşı gösterdiği nezaket örneklerini veriyordu.
South Carolinalı dul bir erkek olan Jimmy, müstakbel eşiyle ilk çıktıkları günü anlattı. Yolda yürürken, ellerindeki paketler ve yanındaki iki çığırtkan çocukla yürümeye çalışan bir kadınla karşılaşmışlardı. Kadının arabasına binmesine yardım etmiş, çocuklardan birini de koltuğa yerleştirmişti. Kadın teşekkür ettiyse de biraz kaba bir tavırla etmişti. Kız arkadaşı yanına döndüğünde Jimmy kadının pek de terbiyeli ve müteşekkir olmadığı yorumunda bulundu. Nişanlısı, “Kadının yüzündeki ifadeye dikkat etsen stresli olduğunu görürdün,” deyince Jimmy nişanlısının, merhamet ve duygusallığından öylesine etkilenmişti ki karısının öldüğü altı yıldan bu yana ilk defa yeniden evlenmeyi düşünmüştü.
Boşanmış bir adam olan Kari, karısı Jane’le ağabeyinin polis şefliği kampanyasında tanıştığını söyledi. Ağabeyinin birkaç yıldır bu makamda bulunduğunu ancak son seçimi tanınmamış bir rakibinin kazandığını anlattı. Seçimin yapıldığı gece, kampanya çalışanlarının tümü sonuca çok üzülmüş, merkezdeki hemen herkes gitmişti. Kari kampanya merkezini zafer sonrasında bir şölen yeri, yenilgide ise kimsenin uğramak istemeyeceği bir yer olarak tanımlıyordu. Ağabeyi, karısı ve iki kampanya görevlisi ile ertesi gün kapatılacak olan ofisi temizlemeye gitmişti. Yerler kâğıt, balon, flama, ve düğmeyle kaplıydı. Jane geldiğinde hepsi isteksizce çalışıyordu. Jane mağlûp şerife birden bağırarak “Ne yapıyorsun sen? Kalk evine dön, bir kadeh içki iç, haydi çık git buradan, temizliği ben yaparım,” demişti. Kari, Jane’in kendine güvenli sevecenliğinden o kadar hoşlanmıştı ki onunla kaldı. Onu ilk bakışta cezbeden kadının bu özelliği olmuştu.
Birçok erkek, hastayken kendisiyle ilgilenmiş olan kadınla sonradan nişanlandığını anlattı.
Phoenix’de görüştüğümüz Frank, nişanlısı Dina’yla hikâyesini şöyle anlattı: “Yaklaşık bir yıl önce grip geçirmiştim. O zaman, Dina’yla daha iki aydır çıkıyorduk. Yataktan kalkamayacak kadar hasta olduğum için bir gün sonra çıkacağımız akşam yemeğini iptal etmiştim. Ayağa kalkıncaya dek ondan haber almayı ummamıştım. Oysa ertesi sabah 7:30’da Dina’yı elinde meyve suyu ve soda ile görünce çok şaşırmıştım. Dina, yataktan kalkıp koltuğa oturmama yardım etti, çarşaflarımı değiştirip beni yeniden yatırdıktan sonra işe gitti. O akşam çorba getirmişti, rahat eedeyim diye çarşaflarımı yeniden değiştirmişti. Evine dönmeden önce bir üçüncü kere çarşaflarımı değiştirmiş, terden sırılsıklam olanları yıkamak için yanında götürmüştü. Üç gün süreyle çorba, meyve suyu ve temiz çarşaf taşıdı.” Frank hayatı boyunca ona kimsenin bu kadar iyi davranmadığını söylerken Dina’yla evleneceğine yemin etmişti. Dina onu çok sevdiğini ama başından bir evlilik geçtiğini bu yüzden tekrar evlenmek niyetinde olmadığını söylemişse de, Frank ile Dina’ya on ay sonra, Phoenix evlendirme dairesinin önünde rastladım.
Olgun erkekler bir kadının düşünceli ya da iyi kalpli oluşundan fazlasıyla etkilenir. Birçoğu aksi kadınlarla çıkmış, yaşamış ya da evlenmiştir, sonuçta ince ruhlu olmanın güzellikten daha önemli olduğunu anlamıştır. Frank de onlardan biriydi. Eski karısı, hastalandığında asla ona bu şekilde bakmamıştı. Frank karısının çok güzel ve becerikli bir kadın olması nedeniyle kendini bir prenses sandığını anlattı. Ne kadar muhteşem olursa olsun bir kadını sürekli sevmenin külfet olduğunu ekledi. Onu bu yüzden terk etmişti. Sadece iki aydır tanıdığı Dina’ya fedakâr tutumu dolayısıyla yaklaşmıştı.
Erkeği hoşnut etmesinden ziyade ona ilgi gösteren kadınlar daha etkileyicidir. New York City’de karşılaştığım en
varlıklı çiftlerden biri olan Ralph ve Gina'nın hikâyesi de ilginçti. Evlenmeden önce Gina şehir dışında oturduğu için New York City’ye sadece hafta sonları geliyordu. Çıkmaya başladıktan altı ay sonra düzenli olarak her hafta sonu geldiği New York’ta Ralph’ın evinde kalıyordu. Ralph, Gina’ya yaş günü için Tiffany’den inci bir kolye satın aldı. İnci kolyesi olmadığını sanıyordu. Gittikleri şık restoranda verdiğinde Gina teşekkür edip boynuna takmıştı.
Ertesi sabah Ralph’a kahvaltı hazırlamak istediğini ancak öncesinde alışveriş yapmaları gerektiğini söyledi. Gina, Tiffany mağazasına girerek Ralph’den inci kolyeyi iade etmesini istedi. Ralph biraz şaşırmakla birlikte kolyeyi geri verdi. Gina, daha sonra henüz paçasını kurtarmadığını hâlâ bir doğum günü hediyesi beklediğini bildirdi. Ralph, kolyeden daha da pahalı bir armağan isteyeceğini tahmin ederken sinirlenmeye başlıyordu. Ralph Gina’yı gerçekten seviyordu ama biraz aşırıya kaçtığını düşünüyordu. Gina elini tutup onu Tiffany’den çıkarttığında bütün mağazaları dolaşacaklarını zannetti. Bunun yerine Gina karşıya geçip caddeden yukarı çıkıp kahve makineleri satan bir dükkânın önünde durmuştu. Gina bir kahve makinesi istediğini çünkü Ralph’in evindeki makineden şikâyetçi olmasına rağmen kendine yenisini almayacağını bildiğini açıkladı.
Görüştüğümüz güne kadar Ralph, Gina’ya inci kolyeyi, birlikte kullanacakları bir kahve makinesiyle takas etmesinden ne kadar etkilendiğini söylememişti. Gina bunu duyduğuna çok şaşırırken nedenini sordu. Ralph “Emin değilim fakat şöyle düşündüm: İşte benden gerçekten hoşlanan bir kadın. Paramın bana ilgi duymasında azıcık da olsa rolü olmadığını sanmak aptalca olur ama en azından tek iste-diği bu değildi. ”
Zengin ya da fakir, bütün erkekler birinin onları cidden düşündüğünü gösteren davranışlardan etkilenirler. Bu özellikle 40 yaşını geçmiş erkekler için geçerlidir.
South Carolinalı dul bir erkek olan Jimmy, müstakbel eşiyle ilk çıktıkları günü anlattı. Yolda yürürken, ellerindeki paketler ve yanındaki iki çığırtkan çocukla yürümeye çalışan bir kadınla karşılaşmışlardı. Kadının arabasına binmesine yardım etmiş, çocuklardan birini de koltuğa yerleştirmişti. Kadın teşekkür ettiyse de biraz kaba bir tavırla etmişti. Kız arkadaşı yanına döndüğünde Jimmy kadının pek de terbiyeli ve müteşekkir olmadığı yorumunda bulundu. Nişanlısı, “Kadının yüzündeki ifadeye dikkat etsen stresli olduğunu görürdün,” deyince Jimmy nişanlısının, merhamet ve duygusallığından öylesine etkilenmişti ki karısının öldüğü altı yıldan bu yana ilk defa yeniden evlenmeyi düşünmüştü.
Boşanmış bir adam olan Kari, karısı Jane’le ağabeyinin polis şefliği kampanyasında tanıştığını söyledi. Ağabeyinin birkaç yıldır bu makamda bulunduğunu ancak son seçimi tanınmamış bir rakibinin kazandığını anlattı. Seçimin yapıldığı gece, kampanya çalışanlarının tümü sonuca çok üzülmüş, merkezdeki hemen herkes gitmişti. Kari kampanya merkezini zafer sonrasında bir şölen yeri, yenilgide ise kimsenin uğramak istemeyeceği bir yer olarak tanımlıyordu. Ağabeyi, karısı ve iki kampanya görevlisi ile ertesi gün kapatılacak olan ofisi temizlemeye gitmişti. Yerler kâğıt, balon, flama, ve düğmeyle kaplıydı. Jane geldiğinde hepsi isteksizce çalışıyordu. Jane mağlûp şerife birden bağırarak “Ne yapıyorsun sen? Kalk evine dön, bir kadeh içki iç, haydi çık git buradan, temizliği ben yaparım,” demişti. Kari, Jane’in kendine güvenli sevecenliğinden o kadar hoşlanmıştı ki onunla kaldı. Onu ilk bakışta cezbeden kadının bu özelliği olmuştu.
Birçok erkek, hastayken kendisiyle ilgilenmiş olan kadınla sonradan nişanlandığını anlattı.
Phoenix’de görüştüğümüz Frank, nişanlısı Dina’yla hikâyesini şöyle anlattı: “Yaklaşık bir yıl önce grip geçirmiştim. O zaman, Dina’yla daha iki aydır çıkıyorduk. Yataktan kalkamayacak kadar hasta olduğum için bir gün sonra çıkacağımız akşam yemeğini iptal etmiştim. Ayağa kalkıncaya dek ondan haber almayı ummamıştım. Oysa ertesi sabah 7:30’da Dina’yı elinde meyve suyu ve soda ile görünce çok şaşırmıştım. Dina, yataktan kalkıp koltuğa oturmama yardım etti, çarşaflarımı değiştirip beni yeniden yatırdıktan sonra işe gitti. O akşam çorba getirmişti, rahat eedeyim diye çarşaflarımı yeniden değiştirmişti. Evine dönmeden önce bir üçüncü kere çarşaflarımı değiştirmiş, terden sırılsıklam olanları yıkamak için yanında götürmüştü. Üç gün süreyle çorba, meyve suyu ve temiz çarşaf taşıdı.” Frank hayatı boyunca ona kimsenin bu kadar iyi davranmadığını söylerken Dina’yla evleneceğine yemin etmişti. Dina onu çok sevdiğini ama başından bir evlilik geçtiğini bu yüzden tekrar evlenmek niyetinde olmadığını söylemişse de, Frank ile Dina’ya on ay sonra, Phoenix evlendirme dairesinin önünde rastladım.
Olgun erkekler bir kadının düşünceli ya da iyi kalpli oluşundan fazlasıyla etkilenir. Birçoğu aksi kadınlarla çıkmış, yaşamış ya da evlenmiştir, sonuçta ince ruhlu olmanın güzellikten daha önemli olduğunu anlamıştır. Frank de onlardan biriydi. Eski karısı, hastalandığında asla ona bu şekilde bakmamıştı. Frank karısının çok güzel ve becerikli bir kadın olması nedeniyle kendini bir prenses sandığını anlattı. Ne kadar muhteşem olursa olsun bir kadını sürekli sevmenin külfet olduğunu ekledi. Onu bu yüzden terk etmişti. Sadece iki aydır tanıdığı Dina’ya fedakâr tutumu dolayısıyla yaklaşmıştı.
Erkeği hoşnut etmesinden ziyade ona ilgi gösteren kadınlar daha etkileyicidir. New York City’de karşılaştığım en
varlıklı çiftlerden biri olan Ralph ve Gina'nın hikâyesi de ilginçti. Evlenmeden önce Gina şehir dışında oturduğu için New York City’ye sadece hafta sonları geliyordu. Çıkmaya başladıktan altı ay sonra düzenli olarak her hafta sonu geldiği New York’ta Ralph’ın evinde kalıyordu. Ralph, Gina’ya yaş günü için Tiffany’den inci bir kolye satın aldı. İnci kolyesi olmadığını sanıyordu. Gittikleri şık restoranda verdiğinde Gina teşekkür edip boynuna takmıştı.
Ertesi sabah Ralph’a kahvaltı hazırlamak istediğini ancak öncesinde alışveriş yapmaları gerektiğini söyledi. Gina, Tiffany mağazasına girerek Ralph’den inci kolyeyi iade etmesini istedi. Ralph biraz şaşırmakla birlikte kolyeyi geri verdi. Gina, daha sonra henüz paçasını kurtarmadığını hâlâ bir doğum günü hediyesi beklediğini bildirdi. Ralph, kolyeden daha da pahalı bir armağan isteyeceğini tahmin ederken sinirlenmeye başlıyordu. Ralph Gina’yı gerçekten seviyordu ama biraz aşırıya kaçtığını düşünüyordu. Gina elini tutup onu Tiffany’den çıkarttığında bütün mağazaları dolaşacaklarını zannetti. Bunun yerine Gina karşıya geçip caddeden yukarı çıkıp kahve makineleri satan bir dükkânın önünde durmuştu. Gina bir kahve makinesi istediğini çünkü Ralph’in evindeki makineden şikâyetçi olmasına rağmen kendine yenisini almayacağını bildiğini açıkladı.
Görüştüğümüz güne kadar Ralph, Gina’ya inci kolyeyi, birlikte kullanacakları bir kahve makinesiyle takas etmesinden ne kadar etkilendiğini söylememişti. Gina bunu duyduğuna çok şaşırırken nedenini sordu. Ralph “Emin değilim fakat şöyle düşündüm: İşte benden gerçekten hoşlanan bir kadın. Paramın bana ilgi duymasında azıcık da olsa rolü olmadığını sanmak aptalca olur ama en azından tek iste-diği bu değildi. ”
Zengin ya da fakir, bütün erkekler birinin onları cidden düşündüğünü gösteren davranışlardan etkilenirler. Bu özellikle 40 yaşını geçmiş erkekler için geçerlidir.
Değişiklik Yapmak
Erkekler, yaşlarına göre değişik şeylerden etkilenirler. Nişanlılarının hangi özelliğini en çekici buldukları sorulduğunda, 40 yaş üstü erkekler, (20 ve 30 yaşındakilerin aksine) güzellik ya da muhteşem bir kişiliğe sahip olması gibi sıradan bir cevaptan ziyade nişanlılarının kendilerine ne kadar iyi baktıklarına değiniyordu. Ankete tabi tuttuğumuz erkeklerin yarısından fazlasının, kadının bakımlı olması ifadesini kullanması üzerine bunun onların gözünde niçin o kadar önemli olduğunu araştırdık. % 56’sının gözlemine göre, yaşıtları kadınların birçoğu kendilerini bırakıyordu. Oy-
sa onlar formda kalmasını bilen, dış görünüşüne özen gösteren bir kadın istiyordu.
40 yaşı devirdikten sonra evlenebilmenin sırlarından biri şık veya atletik bir yapıya sahip olmaktır. Eğer kilo aldıysanız, bir spor kulübüne yazılın, tercihen erkeklerle tanışabileceğiniz ama kesinlikle zayıflayıp şekle girebileceğiniz bir yer olmalıdır.
40 yaşında flört ederken formunu korumak 20 ’li yaşlarda olduğundan çok daha önemlidir.
Buna ilâveten, iyi giyinip düzgün makyaj yapmak da orta yaşlarda daha büyük önem taşır. Erkeklerin evlenmeyi arzuladığı bu yaş aralığındaki kadınların, genellikle kendilerine çeki düzen veren, şık giyimli, saçları yapılmış ve yüzleri bakımlı insanlar olduğunu saptadık.
Aslına bakacak olursanız, 40 yaş üstü evlenmeye aday ve bekâr kadınlar arasındaki temel farklardan biri kılık kıyafetleri ve kendilerine gösterdikleri özenle ilgiliydi.
sa onlar formda kalmasını bilen, dış görünüşüne özen gösteren bir kadın istiyordu.
40 yaşı devirdikten sonra evlenebilmenin sırlarından biri şık veya atletik bir yapıya sahip olmaktır. Eğer kilo aldıysanız, bir spor kulübüne yazılın, tercihen erkeklerle tanışabileceğiniz ama kesinlikle zayıflayıp şekle girebileceğiniz bir yer olmalıdır.
40 yaşında flört ederken formunu korumak 20 ’li yaşlarda olduğundan çok daha önemlidir.
Buna ilâveten, iyi giyinip düzgün makyaj yapmak da orta yaşlarda daha büyük önem taşır. Erkeklerin evlenmeyi arzuladığı bu yaş aralığındaki kadınların, genellikle kendilerine çeki düzen veren, şık giyimli, saçları yapılmış ve yüzleri bakımlı insanlar olduğunu saptadık.
Aslına bakacak olursanız, 40 yaş üstü evlenmeye aday ve bekâr kadınlar arasındaki temel farklardan biri kılık kıyafetleri ve kendilerine gösterdikleri özenle ilgiliydi.
Etiketler:
aşk falı,
iskambil falı,
kahve falı,
sevgili falı
En iyi Dostlarınızdan Kimisi Erkek
Kitabın başında', 20’li hatta 30’lu yaşların başındayken çevrenizdeki erkek arkadaşlarınızın koca bulmanızda belirgin bir rolü olmayacağını söylemiştim. Oysa, 40 yaşından sonra erkeklerle kuracağınız sıkı dostluklardan büyük faydalar görebilirsiniz. Zira 40 yaşındaki bir erkeğin de kadın bulması zorlaşır; sonuç itibarıyla da kadın dostlarının durumunu daha anlayışla karşılayıp onlara birini tanıştırma konusunda yardımcı olurlar. Daha genç erkekler, genellikle böyle bir destek sunmazlar.
Daha (jenÇ' /tadıularla Çı&an Er&e&lef’
40 yaşını geçmiş kadınların şikâyetlerinden bir diğeri de, yaşıtları erkeklerin 20’li ya da 30’lu yaşlardaki kadınlarla çıkıp evlenmek istemesiydi. Bunda bir gerçeklik payı vardır; nitekim görüştüğümüz 40 ile 46 yaş arası erkeklerin sistematik olarak 20 ya da 30’larındaki kadınlarla evlendiklerini öğrendik.
Hayat adaletsizdir. 40 yaşındaki bir erkeğin aynı yaştaki bir kadına nazaran daha çok seçeneği vardır. 20 ya da 30 yaşındaki bir erkek, kendinden iki veya dört yaş genç bir kızla evlenir. 40’ına geldiğinde yaş farkı genellikle büyür. Buna rağmen, erkekler genellikle kendi yaşlarına yakın ve ortak paydaları paylaştıkları kadınlarla beraber olmaya eğilimlidir. Müşterek ilgilere sahip olmak ise yaşa bağlı bir olgudur.
Araştırmalarımız, 44 yaşını geçmiş erkeklerin % 90’nının bekâr bir yaşam için kendilerini yaşlı hissettiklerini gösterdi. Çoğu, 20 yaşlarındaki bir kadına, karşı taraftan cesaret verici bir mesaj almadıkları sürece yaklaşmaya çekinmekte
dir. Buna ek olarak, kendilerinden çok daha genç kadınlarla çıkmış, yaşamış veya evlenmiş 40 yaş üzeri erkeklerin yansı böyle bir deneyimi tekrar yaşamakta tereddüt edeceğini söyledi. Bu gruptakiler ilişkilerindeki huzursuzluğun, beraber oldukları genç kadının partilere ya da gece kulüplerine gitmek isterken, kendilerinin evde takılıp televizyon seyretmeyi yeğlemelerinden kaynaklandığını aktardı. ‘İlk-son bahar’ ilişkisinde bulunmuş kadınlar ise, beraber oldukları yaşça büyük erkeğin, genç erkeklerle konuşmalarını dahi kıskanıp gülünç hallere düşmelerinden şikâyetçiydi.
Kıskançlık faktörünü dile getirdiğimiz erkekler genellikle bunun bir sorun olduğunu kabul etti. Belirgin yaş farkı o kadar çok sorunu beraberinde getirir ki, evlenmeyi düşünen birçok çift asla o noktaya gelmez.
Bu yüzdendir ki, erkekler kendilerinden yaşça çok daha genç kızlarla çıksalar da, çoğunlukla kendi yaşlarına yakın kadınlarla evlenirler.
Daha (jenÇ' /tadıularla Çı&an Er&e&lef’
40 yaşını geçmiş kadınların şikâyetlerinden bir diğeri de, yaşıtları erkeklerin 20’li ya da 30’lu yaşlardaki kadınlarla çıkıp evlenmek istemesiydi. Bunda bir gerçeklik payı vardır; nitekim görüştüğümüz 40 ile 46 yaş arası erkeklerin sistematik olarak 20 ya da 30’larındaki kadınlarla evlendiklerini öğrendik.
Hayat adaletsizdir. 40 yaşındaki bir erkeğin aynı yaştaki bir kadına nazaran daha çok seçeneği vardır. 20 ya da 30 yaşındaki bir erkek, kendinden iki veya dört yaş genç bir kızla evlenir. 40’ına geldiğinde yaş farkı genellikle büyür. Buna rağmen, erkekler genellikle kendi yaşlarına yakın ve ortak paydaları paylaştıkları kadınlarla beraber olmaya eğilimlidir. Müşterek ilgilere sahip olmak ise yaşa bağlı bir olgudur.
Araştırmalarımız, 44 yaşını geçmiş erkeklerin % 90’nının bekâr bir yaşam için kendilerini yaşlı hissettiklerini gösterdi. Çoğu, 20 yaşlarındaki bir kadına, karşı taraftan cesaret verici bir mesaj almadıkları sürece yaklaşmaya çekinmekte
dir. Buna ek olarak, kendilerinden çok daha genç kadınlarla çıkmış, yaşamış veya evlenmiş 40 yaş üzeri erkeklerin yansı böyle bir deneyimi tekrar yaşamakta tereddüt edeceğini söyledi. Bu gruptakiler ilişkilerindeki huzursuzluğun, beraber oldukları genç kadının partilere ya da gece kulüplerine gitmek isterken, kendilerinin evde takılıp televizyon seyretmeyi yeğlemelerinden kaynaklandığını aktardı. ‘İlk-son bahar’ ilişkisinde bulunmuş kadınlar ise, beraber oldukları yaşça büyük erkeğin, genç erkeklerle konuşmalarını dahi kıskanıp gülünç hallere düşmelerinden şikâyetçiydi.
Kıskançlık faktörünü dile getirdiğimiz erkekler genellikle bunun bir sorun olduğunu kabul etti. Belirgin yaş farkı o kadar çok sorunu beraberinde getirir ki, evlenmeyi düşünen birçok çift asla o noktaya gelmez.
Bu yüzdendir ki, erkekler kendilerinden yaşça çok daha genç kızlarla çıksalar da, çoğunlukla kendi yaşlarına yakın kadınlarla evlenirler.
Domuz Ahırında Mücevher Bulmak
Teksaslı üç kadının, erkekleri hemen hurdaya çıkarttıklarına dair klasik hikâyeleri vardı. İkisi, aynı dairede biri bodrum katında olmak üzere üçü aynı apartmanda yaşıyordu. Biri avukat, diğeri bir perakende mağazasının insan kaynakları müdürü üçüncüsü de aynı mağazanın kontrol memuruydu. Avukat olanın evinin penceresinden görünen ve birkaç erkeğin beraber yaşadığı komşu daireye ‘domuz ahırı’ diyorlardı. Kapısının açık kaldığı bir gün içeriye bakmış ortalığın darmaduman olduğunu görmüşlerdi. Öyle sofistike kadınlardı ki, bu tip erkeklerle asla çıkamayacakları görüşünde ağız birliği yapmışlardı. Kendilerine neden bu kanıya vardıklarını sorduğumda verdikleri tek cevap bu erkelerin işe blucin ve beysbol kasketleriyle gittikleriydi.
Başan İçin Giyinmek’ konulu bir seminer vermek üzere bu iki kadının çalıştığı mağaza zinciri tarafından çağrılmıştım. Her ikisi de yeni mağazalarının açılışı için görevlendirilmişti. Seminerlerden biri halka açık, diğeriyse sadece şirket çalışanlarına yönelikti. Soru-cevap kısmında evlilik hakkındaki araştırmamın bir bölümünü belli bir konuya dikkat çekmek üzere kullandım. Evlilik araştırmasına değindiğim anda soru yağmuruna tutulmuştum. Seminerin esas konusundan uzaklaşmamak adına herkese sunum bittikten sonra evlilik anketinin özetini vereceğime ve sorularını cevaplandıracağıma dair söz verdim.
İki saat süren bu ikinci konuşmadan sonra Teksaslı o üç kadınla yemeğe çıktım. Şakayla karışık, üç yıl sonra 40 yaşında olduklarında standartlarını biraz düşürebileceklerini söylediler. Avukat samimiyetsiz bir tavırla, yeni standartlarını domuz ahırındaki adamlardan biriyle çıkarak göstermeyi önerdi. Sadece dalga geçiyorlardı ama sonunda cidden iddiaya girdiler. Domuz ahırındaki adamlardan biriyle ilk çıkacak olan, diğer ikisinden yüzer dolar para kazanacaktı. O gece her biri, bir kutuya 100 dolarlık birer çek koydu. Bu yüzden aylarca güldüklerini kutuyu birbirlerinin yüzüne salladıklarını söylediler. ‘Domuz ahırı’ adamları apartmana ilk taşındıklarında üçüne de yaklaşmaya çalışmıştı. Kadınlar her seferinde onları geri çevirmiş, adamlar da daha fazla reddedilmeyi göze almayarak kur yapmaktan vazgeçmişti.
İki hafta sonra, mali müşavir kadın, arkadaşlarına bir hafta içinde kutuya sahip olacağını bildiriyordu. Domuz ahırındaki erkeklerden biriyle çıkacaktı. Aralarından biriyle asansörde karşılaşmıştı. Yemek daveti alınca, derhal reddetmek yerine nereye götüreceğini öğrenmek istemişti. Şehrin en iyi lokantalarından birinin adını duyduğunda teklifi kabul etmişti. Lokantada ceket ve kravat giymenin zorunlu olduğunu bildiği halde, bu adamı daha önce hiç kravatla görmemiş olması onu endişelendirmişti. Onunla birkaç dakika konuşmuş olmasına rağmen iyi birine benzediğini anlamış ve ceket yüzünden sıkıntı yaşamamak için randevusundan
usturuplu bir şekilde caymayı düşündüyse de kız arkadaşlarının buna asla izin vermeyeceğini biliyordu.
Şık restorana vardıklarında çok tuhaf bir durumla karşılaştı. Restoranın şefi sıradakileri görmezden gelip kolunu adamın omzuna koyarak büyük bir ilgi göstermişti. “Ceketiniz ve kravatınız bizde,” diye eklemiş. Daha sonra onları lokantanın arka tarafında, özel bir yemek odasına benzeyen ve kadının daha önce hiç görmediği bir bölüme götürmüştü.
Harika vakit geçirmişlerdi. Adam komik ve eğlenceli olduğu kadar şaşırtıcı şekilde kendini sevdirmişti. Eve döndüklerinde böylesine hoş bir gece geçirdikleri için kadına teşekkür edip kibar bir iyi geceler öpücüğü vermişti.
Ertesi gün iş yerindeyken adam hakkında yaptığı araştırma sonucu çok sayıda bilgisayar firmasının kurucusu olduğunu keşfetmişti. Anlaşılan birkaç patent sahibi olan bu adama bilgisayar üreticileri keşiflerini her kullandıklarında para ödüyorlardı. Buna ilâveten ortaklarıyla birlikte Pentagon için ileri düzeyde bilgisayarlar geliştiriyordu. Domuz ahırını paylaştığı arkadaşlarından biri ortağıydı, diğeri de ona çeşitli projeler yapıyordu. Ofisine yakın olduğu için bu evde kalıyordu. Ayrıca, evliyken satın aldığı ve nadiren kullandığı koca bir evi vardı. Yedi yıl önce boşanan bu adam ilk karısına milyonlarca dolar vermişti. Hakkında araştırma yapmak ne kadar da kolaydı, yaptığı her şeyi yerel gazetelerin ya dedikodu ya da ekonomi sütunlarında bulmak işten bile değildi.
Bu çifte 14 ay sonra evlilik lisanslarım almaya gittikleri zaman rastladım. Kadının her iki arkadaşı da, adam sayesinde tanıştıkları erkeklerle çıkıyordu.
Başan İçin Giyinmek’ konulu bir seminer vermek üzere bu iki kadının çalıştığı mağaza zinciri tarafından çağrılmıştım. Her ikisi de yeni mağazalarının açılışı için görevlendirilmişti. Seminerlerden biri halka açık, diğeriyse sadece şirket çalışanlarına yönelikti. Soru-cevap kısmında evlilik hakkındaki araştırmamın bir bölümünü belli bir konuya dikkat çekmek üzere kullandım. Evlilik araştırmasına değindiğim anda soru yağmuruna tutulmuştum. Seminerin esas konusundan uzaklaşmamak adına herkese sunum bittikten sonra evlilik anketinin özetini vereceğime ve sorularını cevaplandıracağıma dair söz verdim.
İki saat süren bu ikinci konuşmadan sonra Teksaslı o üç kadınla yemeğe çıktım. Şakayla karışık, üç yıl sonra 40 yaşında olduklarında standartlarını biraz düşürebileceklerini söylediler. Avukat samimiyetsiz bir tavırla, yeni standartlarını domuz ahırındaki adamlardan biriyle çıkarak göstermeyi önerdi. Sadece dalga geçiyorlardı ama sonunda cidden iddiaya girdiler. Domuz ahırındaki adamlardan biriyle ilk çıkacak olan, diğer ikisinden yüzer dolar para kazanacaktı. O gece her biri, bir kutuya 100 dolarlık birer çek koydu. Bu yüzden aylarca güldüklerini kutuyu birbirlerinin yüzüne salladıklarını söylediler. ‘Domuz ahırı’ adamları apartmana ilk taşındıklarında üçüne de yaklaşmaya çalışmıştı. Kadınlar her seferinde onları geri çevirmiş, adamlar da daha fazla reddedilmeyi göze almayarak kur yapmaktan vazgeçmişti.
İki hafta sonra, mali müşavir kadın, arkadaşlarına bir hafta içinde kutuya sahip olacağını bildiriyordu. Domuz ahırındaki erkeklerden biriyle çıkacaktı. Aralarından biriyle asansörde karşılaşmıştı. Yemek daveti alınca, derhal reddetmek yerine nereye götüreceğini öğrenmek istemişti. Şehrin en iyi lokantalarından birinin adını duyduğunda teklifi kabul etmişti. Lokantada ceket ve kravat giymenin zorunlu olduğunu bildiği halde, bu adamı daha önce hiç kravatla görmemiş olması onu endişelendirmişti. Onunla birkaç dakika konuşmuş olmasına rağmen iyi birine benzediğini anlamış ve ceket yüzünden sıkıntı yaşamamak için randevusundan
usturuplu bir şekilde caymayı düşündüyse de kız arkadaşlarının buna asla izin vermeyeceğini biliyordu.
Şık restorana vardıklarında çok tuhaf bir durumla karşılaştı. Restoranın şefi sıradakileri görmezden gelip kolunu adamın omzuna koyarak büyük bir ilgi göstermişti. “Ceketiniz ve kravatınız bizde,” diye eklemiş. Daha sonra onları lokantanın arka tarafında, özel bir yemek odasına benzeyen ve kadının daha önce hiç görmediği bir bölüme götürmüştü.
Harika vakit geçirmişlerdi. Adam komik ve eğlenceli olduğu kadar şaşırtıcı şekilde kendini sevdirmişti. Eve döndüklerinde böylesine hoş bir gece geçirdikleri için kadına teşekkür edip kibar bir iyi geceler öpücüğü vermişti.
Ertesi gün iş yerindeyken adam hakkında yaptığı araştırma sonucu çok sayıda bilgisayar firmasının kurucusu olduğunu keşfetmişti. Anlaşılan birkaç patent sahibi olan bu adama bilgisayar üreticileri keşiflerini her kullandıklarında para ödüyorlardı. Buna ilâveten ortaklarıyla birlikte Pentagon için ileri düzeyde bilgisayarlar geliştiriyordu. Domuz ahırını paylaştığı arkadaşlarından biri ortağıydı, diğeri de ona çeşitli projeler yapıyordu. Ofisine yakın olduğu için bu evde kalıyordu. Ayrıca, evliyken satın aldığı ve nadiren kullandığı koca bir evi vardı. Yedi yıl önce boşanan bu adam ilk karısına milyonlarca dolar vermişti. Hakkında araştırma yapmak ne kadar da kolaydı, yaptığı her şeyi yerel gazetelerin ya dedikodu ya da ekonomi sütunlarında bulmak işten bile değildi.
Bu çifte 14 ay sonra evlilik lisanslarım almaya gittikleri zaman rastladım. Kadının her iki arkadaşı da, adam sayesinde tanıştıkları erkeklerle çıkıyordu.
Etiketler:
fal bakma,
fal çeşitleri,
fal hakkında,
fal nedir
Kadınlarda Şikayet
Kadınların ikinci büyük şikâyeti, bütün iyilerin kapılmış olmasıydı. 40 yaş üstü birçok kadının ilişki kurarken karşılaştığı esas sorun, erkeklere hâlâ lise çağlarında baktıkları gibi bakmalarıydı. İdeal erkek, yıldız futbol oyuncusudur. Hâlâ uzun boylu, yakışıklı ve saçları dökülmemiş erkekleri gözlerine kestirirler. Oysa çoğu erkek yaşlandıkça şişmanlar, saçları dökülür ve delikanlı havalarını yitirir. Kadınlar erkeklerin sığ olduğundan, sadece güzel ve bakımlı kadınlara baktıklarından, bu nedenle de 40’lı ya da 50’li yaşlara geldiklerinde 20’lik kızlarla ilgilendiklerinden sürekli şikâyet eder. Gerçekte birçok kadın, aynı sebeplerle daha yaşlı erkekleri geri çevirir zira o erkek lise yıllarında ya da 20’li yaşlarının başında zihinlerinde oluşturdukları ideal erkek imajına uymamaktadır. Ne yazık ki, yaşı ilerledikçe kadınların hayalindeki yakışıklı erkek imajını sürdürebilen çok az erkek vardır, zaten kimisi de hiç öyle olmamıştır. Bu konu tartışıldığında, kadınlar erkeğin dış görünüşünün kararlarında önemli bir rol oynadığını inkâr ediyordu. Ne var ki, kendilerinden çok daha kısa boylu ya da peltekçe konuşan bir erkekle çıkarlar mı diye sorduğumuzda, bunun bir sorun yaratabileceğini kabul ediyordu. Yine de, cidden düzgün bir erkek arayışında olduğunu söyleyen aynı kadınlar, önemsiz bazı fiziki veya sosyal kusurları dışında aslında son derece hoş olan bazı erkekleri de muhtemelen kaçırdıklarını itiraf ettiler.
Standartlarınızı hiçe saymanıza ya da önemli ölçüde dü-şürmenize gerek olmasa da gerçekçi kıstaslar koymanız kendi yararınızadır. Sadece 20’li yaşlardaki bebeklerin peşinde olan erkeklerle alay eden bu kadınlar, görgüden biraz yoksun, sadece damak tadını düşünen, şık giyinmeyen ya da gittikleri lokantada şarap ısmarlamasını bilmeyen erkeklerle de çıkmayı reddediyordu. Kadınların tamamen kendilerine uygun olmayan bir adamla beraber olmasını elbette ki önermiyorum:
Eğer bir erkek çok içki içiyor, esrar kullanıyor ya da düzenli bir iş sahibi değilse onu koca adayı olarak dahi düşünmeyin.
• Hâlâ annesiyle yaşıyorsa unutun gitsin.
Bir de fiziksel şiddete meyilli herhangi bir adamdan, vebadan kaçar gibi kaçılmalı.
Yine de bir kadının sırf sosyal standartlarını yakalamadığı için bir erkeği geri çevirmesi hata olacaktır. Müstakbel eşleriyle ilk tanıştıklarında sosyal yönden zayıf olduğunu kabul eden düzinelerce erkekle görüştük, çoğu o tarihten sonra kendini aşmıştı. Eğer temelde değerlerinizi paylaşan saygın bir erkekle karşılaştıysanız onunla birkaç kere çık-‘
mayı deneyin., Bakın bakalım, sizi hoşnut edecek tarzda davranmayı öğrenmek niyetinde midir? Konuştuğumuz birçok erkek daha nazik davranmayı öğrenmekten mutluluk duyacağını söylüyordu. Şaşırtıcı gelebilir ama belli bir yaşa geldikten sonra erkekler gençlik zamanlarına kıyasla eleştiriye karşı daha duyarlı oluyor. Bu erkekler eşlerinin yol göstericiliğini kabul etmekle kalmayıp kazandırdıkları sosyal becerileri böbürlenerek anlatmaktaydı. Bir bakıma kadın seçimlerindeki doğru yargılarından dolayı kendilerini kutluyorlardı.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

.jpg)



.jpg)
.jpg)
.jpg)

.jpg)

.jpg)
.jpg)

