5 Ekim 2013 Cumartesi

İyilik

20’li yaşlarındaki erkeklere, ilk bakışta nişanlılarının hangi özelliğinin dikkatlerini çektiği sorulduğunda, çoğu: Erdem, yetenek ya da başarıdan söz etti. Aynı soruyu, 40 yaşlarındaki erkeklere yönelttiğimizde ise, % 62’si, nişanlısına dostane, rahat ve kolayca uyum sağlayan biri olduğu için ilgi duyduğunu açıklıyordu. Üstelik büyük bir kısmı, soruyu daha duymadan, nişanlılarının kendilerine veya başkalarına karşı gösterdiği nezaket örneklerini veriyordu.
South Carolinalı dul bir erkek olan Jimmy, müstakbel eşiyle ilk çıktıkları günü anlattı. Yolda yürürken, ellerindeki paketler ve yanındaki iki çığırtkan çocukla yürümeye çalışan bir kadınla karşılaşmışlardı. Kadının arabasına binmesine yardım etmiş, çocuklardan birini de koltuğa yerleştirmişti. Kadın teşekkür ettiyse de biraz kaba bir tavırla etmişti. Kız arkadaşı yanına döndüğünde Jimmy kadının pek de terbiyeli ve müteşekkir olmadığı yorumunda bulundu. Nişanlısı, “Kadının yüzündeki ifadeye dikkat etsen stresli olduğunu görürdün,” deyince Jimmy nişanlısının, merhamet ve duygusallığından öylesine etkilenmişti ki karısının öldüğü altı yıldan bu yana ilk defa yeniden evlenmeyi düşünmüştü.
Boşanmış bir adam olan Kari, karısı Jane’le ağabeyinin polis şefliği kampanyasında tanıştığını söyledi. Ağabeyinin birkaç yıldır bu makamda bulunduğunu ancak son seçimi tanınmamış bir rakibinin kazandığını anlattı. Seçimin yapıldığı gece, kampanya çalışanlarının tümü sonuca çok üzülmüş, merkezdeki hemen herkes gitmişti. Kari kampanya merkezini zafer sonrasında bir şölen yeri, yenilgide ise kimsenin uğramak istemeyeceği bir yer olarak tanımlıyordu. Ağabeyi, karısı ve iki kampanya görevlisi ile ertesi gün kapatılacak olan ofisi temizlemeye gitmişti. Yerler kâğıt, balon, flama, ve düğmeyle kaplıydı. Jane geldiğinde hepsi isteksizce çalışıyordu. Jane mağlûp şerife birden bağırarak “Ne yapıyorsun sen? Kalk evine dön, bir kadeh içki iç, haydi çık git buradan, temizliği ben yaparım,” demişti. Kari, Jane’in kendine güvenli sevecenliğinden o kadar hoşlanmıştı ki onunla kaldı. Onu ilk bakışta cezbeden kadının bu özelliği olmuştu.
Birçok erkek, hastayken kendisiyle ilgilenmiş olan kadınla sonradan nişanlandığını anlattı.
Phoenix’de görüştüğümüz Frank, nişanlısı Dina’yla hikâyesini şöyle anlattı: “Yaklaşık bir yıl önce grip geçirmiştim. O zaman, Dina’yla daha iki aydır çıkıyorduk. Yataktan kalkamayacak kadar hasta olduğum için bir gün sonra çıkacağımız akşam yemeğini iptal etmiştim. Ayağa kalkıncaya dek ondan haber almayı ummamıştım. Oysa ertesi sabah 7:30’da Dina’yı elinde meyve suyu ve soda ile görünce çok şaşırmıştım. Dina, yataktan kalkıp koltuğa oturmama yardım etti, çarşaflarımı değiştirip beni yeniden yatırdıktan sonra işe gitti. O akşam çorba getirmişti, rahat eedeyim diye çarşaflarımı yeniden değiştirmişti. Evine dönmeden önce bir üçüncü kere çarşaflarımı değiştirmiş, terden sırılsıklam olanları yıkamak için yanında götürmüştü. Üç gün süreyle çorba, meyve suyu ve temiz çarşaf taşıdı.” Frank hayatı boyunca ona kimsenin bu kadar iyi davranmadığını söylerken Dina’yla evleneceğine yemin etmişti. Dina onu çok sevdiğini ama başından bir evlilik geçtiğini bu yüzden tekrar evlenmek niyetinde olmadığını söylemişse de, Frank ile Dina’ya on ay sonra, Phoenix evlendirme dairesinin önünde rastladım.
Olgun erkekler bir kadının düşünceli ya da iyi kalpli oluşundan fazlasıyla etkilenir. Birçoğu aksi kadınlarla çıkmış, yaşamış ya da evlenmiştir, sonuçta ince ruhlu olmanın güzellikten daha önemli olduğunu anlamıştır. Frank de onlardan biriydi. Eski karısı, hastalandığında asla ona bu şekilde bakmamıştı. Frank karısının çok güzel ve becerikli bir kadın olması nedeniyle kendini bir prenses sandığını anlattı. Ne kadar muhteşem olursa olsun bir kadını sürekli sevmenin külfet olduğunu ekledi. Onu bu yüzden terk etmişti. Sadece iki aydır tanıdığı Dina’ya fedakâr tutumu dolayısıyla yaklaşmıştı.
Erkeği hoşnut etmesinden ziyade ona ilgi gösteren kadınlar daha etkileyicidir. New York City’de karşılaştığım en
varlıklı çiftlerden biri olan Ralph ve Gina'nın hikâyesi de ilginçti. Evlenmeden önce Gina şehir dışında oturduğu için New York City’ye sadece hafta sonları geliyordu. Çıkmaya başladıktan altı ay sonra düzenli olarak her hafta sonu geldiği New York’ta Ralph’ın evinde kalıyordu. Ralph, Gina’ya yaş günü için Tiffany’den inci bir kolye satın aldı. İnci kolyesi olmadığını sanıyordu. Gittikleri şık restoranda verdiğinde Gina teşekkür edip boynuna takmıştı.
Ertesi sabah Ralph’a kahvaltı hazırlamak istediğini ancak öncesinde alışveriş yapmaları gerektiğini söyledi. Gina, Tiffany mağazasına girerek Ralph’den inci kolyeyi iade etmesini istedi. Ralph biraz şaşırmakla birlikte kolyeyi geri verdi. Gina, daha sonra henüz paçasını kurtarmadığını hâlâ bir doğum günü hediyesi beklediğini bildirdi. Ralph, kolyeden daha da pahalı bir armağan isteyeceğini tahmin ederken sinirlenmeye başlıyordu. Ralph Gina’yı gerçekten seviyordu ama biraz aşırıya kaçtığını düşünüyordu. Gina elini tutup onu Tiffany’den çıkarttığında bütün mağazaları dolaşacaklarını zannetti. Bunun yerine Gina karşıya geçip caddeden yukarı çıkıp kahve makineleri satan bir dükkânın önünde durmuştu. Gina bir kahve makinesi istediğini çünkü Ralph’in evindeki makineden şikâyetçi olmasına rağmen kendine yenisini almayacağını bildiğini açıkladı.
Görüştüğümüz güne kadar Ralph, Gina’ya inci kolyeyi, birlikte kullanacakları bir kahve makinesiyle takas etmesinden ne kadar etkilendiğini söylememişti. Gina bunu duyduğuna çok şaşırırken nedenini sordu. Ralph “Emin değilim fakat şöyle düşündüm: İşte benden gerçekten hoşlanan bir kadın. Paramın bana ilgi duymasında azıcık da olsa rolü olmadığını sanmak aptalca olur ama en azından tek iste-diği bu değildi. ”
Zengin ya da fakir, bütün erkekler birinin onları cidden düşündüğünü gösteren davranışlardan etkilenirler. Bu özellikle 40 yaşını geçmiş erkekler için geçerlidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder